Cahillik devrimde insanların ismini değiştirmeleri bana hoş gelmezdi. Böylelerine özellikle eski isimleriyle hitap ederek kızdırmaya çalışırdım. Vakta ki ismini değiştirmiş bir arkadaşıma eski ismiyle hitap edene kadar. Arkadaşım çok aşırı tepki verdi, belli ki hayli üzülmüştü: Ben o ismi öldürdüm sen niye hortlatıyorsun!
Arkadaşım haklıydı. Doğrusu ben onun eski ismini çok severdim hatta oğlum olursa o ismi koymayı düşünüyordum ama ayıp etmiştim. O kim bilir hangi saikle bunu yapmıştı? Kaç ay/ yıl takıntısı olmuştu? Evet eskiyi öldürmek kadar üzerinde düşünülmüş ve taammüden yapılmış bir işlemdi.
Gerçi bizim köy mollası mele Rıza’ya göre bu muamele butlan. Zira ailesi ona ezanla örneğin Oktay ismini koymuşsa mahşere çağrılırken; Pakize oğlu Oktay diye seslenilecekmiş. Bende dedim: Rıza emmi, girme Tanrısıyla kulunun arasına.
İnsanların özeline, tercihlerine saygı göstermemek uygar bir insanın davranışı olamaz, hele hele bir dostun bir hayranın bir izinde gidenin asla!
Yıllar sonra kendimde soyadımı değiştirdiğimde eski arkadaşımı sık sık hatırlatan tecrübelerim oldu. Kaldı ki ben eski soyadımdan gocunmuyordum; yanlış bir işlemin düzeltilmesiydi. Ama insanların benim yeni soyadımı öğrenmedeki isteksizliklerini, eskiyi kullanmadaki gereksiz ısrarlarını sevecen karşılayamadım/ karşılayamıyorum.
Üç Mustafalar
Cumhuriyetimizin en önemli üç isminin de ön adları Mustafa’dır; Mustafa Kemal ( ATATÜRK), Mustafa İsmet ( İnönü) ve Mustafa Fevzi ( Çakmak ). Ancak süreçte Mustafa ismini yaşamlarından tart etmişlerdir. Bu durum Ulu Önder ATATÜRK örneğinde olduğu gibi resmen, hukuken – ve alenen- diğerlerinde ise fiilen olmuştur.
Yine bir gerçekliktir ki çift isimlilerde isimlerden biri dominanttır. Mahmut Celal BAYAR’da Celal, Süleyman Sami DEMİREL’ de Süleyman gibi lakin bu durum konumuzla ilgisizdir.
Yetişkin bir insan için isim önemli bir tercihtir ve bu tercihin mutlaka gerekçeleri vardır. Büyüklerimizin de tahmin edilebilen ve fakat kendilerince nedenleri vardır. Doğaldır ki devrimci kişiler kişisel açılımlarında da devrimci davranışlar sergileyeceklerdir. Diğer insanlara düşen onlara saygılı olmaktır. Aksine davranış zarafetten yoksunluktur. Tamam işi 5816 sayılı Kanuna kadar götürmesek de en azından bir insan hakkı ihlali olduğunu da görmezlikten gelmeyelim.
Bilindiği gibi Ulu Önder Atatürk’e ailesi öz isim olarak “ Mustafa”yı vermişlerdi. Daha sonra bir öğretmeninin önerisiyle “Kemal” ismini de kullanır olmuştur. 1923 tarihli Nüfus Hüviyet Cüzdanında ad olarak “Mustafa Kemal” ismi bulunmaktadır. Zamanla ‘Gazi M. Kemal ‘ ismini kullanmıştır. 1932’lerde bir ara Kamâl ve Soyadı Kanununu müteakiben – yeni aldığı Nüfus Hüviyet Cüzdanında Mustafa’yı terk etmiş – hep Kemal ATATÜRK ismini ve yine pek bilindik “K. atatürk” imzasını kullanmıştır.


27 Mart 1923 tarihinde Ankara Nüfus Müdürlüğünce verilen nüfus cüzdanına göre, Boy: Orta, Saç: Sarı, Kaş: Sarı, Göz: Mavi, Burun: Adeta, Ağız: Adeta, Bıyık: Sarı, kesik, Sakal: Tıraş, Çene: Uzunca, Çehre: Uzunca, Renk: Beyaz, Alamet-i farika-i tabiiye: Tam, İsim ve şöhreti: Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri, Tarih ve mahall-i veladeti: Selanik, 1296, Pederinin ismiyle mahall-i ikameti: Tüccardan müteveffa Ali Rıza Efendi, Validesinin ismiyle mahall-i ikameti: Müteveffiye Zübeyde Hanımefendi, Sanat ve sıfat ve hizmet ve intihab selahiyeti: TBMM Reisi ve Başkumandan, Müteehhil ve zevcesi müteaddid olup olmadığı: Bir zevcesi vardır, Derecat ve sunuf-ı askeriyesi: Müşir, İkametgâh ise Hacı Bayram Mahallesi 161/1 idi. ( Arap harfleri ile )
Yeni alfabenin kabulünden sonra yenilenmiş nüfus cüzdanlarından “993.814-B seri ve 51 sıra numaralı” cüzdanda adı: Kemal, soyadı Atatürk, “993.815-B seri ve 51 sıra numaralı” cüzdanda adı Kamal, soyadı Atatürk, Meslek ve İçtimai vaziyeti: Reisicumhur, Medeni hali: Evli değildir, nüfus kütüğüne yazılı olduğu yeri ise Ankara Vilâyeti Çankaya Mahallesi Hane No. 139, Cilt: No. 56 ve Sahile No. 49 olarak yazılmıştır.

Bu kronolojiye dikkat edilirse Mustafa ismi önce kısaltılmış daha sonrada terk edilmiştir.
Ancak özellikle resmi kesimde/yayınlarda bilinçsizce ve inadına Mustafa ismi kullanılmaktadır. Özel kesim ise daha da problemlidir.
Uzun sözün özeti: Cumhuriyetimizin kurucusundan bahsederken sadece Ulu Önder Kemal ATATÜRK ismini kullanmaya özen göstermeliyiz.
Bu ilan ilgililere emir yurttaşlarımıza davetiye yerine geçmektedir!
* İş bu yazı Ulu Önder’e ATATÜRK soyadının verilişinin yıl dönümünü (24 Kasım 1934) anmak maksadıyla kaleme alınmıştır. C. Dündar’ın filmiyle bir ilgisi yoktur. Yeri gelmişken ifade edeyim: filmin müziğini sevmedim.


