
1981 Aralık ayı. MSB. Komptrolörlük Daire Başkanlığında ( Maliye D.B.) Asteğmenim. Komutanımız Bahattin Ortaç Paşam. Çok titiz ve gerçekçi bir insan, arkasında bir pano var ve şöyle yazıyor: Otur ve alternatifini söyle!
Eski Türkiye’de mali yıl başı Mart ayı idi. TSK’da 30 bin civarı kadrolu personel, 800 bin civarı er ve erbaşımız vardı( Bu bilgi Nato confidential, çok gizli bir bilgi idi). Bu erlerin yarısı Doğu Eri, yarısı Batı Eri idi. Doğu erinin istihkakı daha yüksekti( yaklaşık %40), iaşe’de çok kalori (3.000 e 4.000), daha çok don, fanila, içlik, kar başlığı vb gerekiyordu.
Kuvvet Komutanlıkları, Gen.Kur. ve Bakanlık bağlılarının 1981 fiyatları ile oluşmuş önerileri Ocak ayı sonu toplanacak, önümüzdeki yıl beklenen enflasyon oranıyla çarpılarak hazırlanan Bütçe, Bakanın eline verilerek kabulü için Danışma Meclisine ( TBMM’nin o dönemdeki ismi) gönderilecekti.
Bir gün Paşam beni emretti. 1982 yılı enflasyon hedefini gerçekçi bir biçimde hesaplayacaktım. DİE, Devlet İstatistik Enstitüsü( eski TÜİK), rakamlarına güvenmemeli idik, yoksa Doğu Erleri 2. Sarıkamış Destanını yazabilirlerdi. Öyle ya ödenek azlığından erlerimize yeterli gıda, kar başlığı, bot, eldiven, içlikler alınamazsa olacak olan; savaşamadan şehit olmaktı. Paşam bana bu vizyonu anlattı ve motive etti: veballi bir işti, DİE’den kopya çekmeyecek, özgün ve gerçeği ortaya koyan bir çalışma yapacaktım. Görevim gizli ve çok önemli idi.
Önce DİE gittim bir hafta onlarla çalıştım. Afili binaları, çok iyi yetişmiş hatta yurt dışlarında eğitim almış uzmanları vardı. Benimle bilgilerini cömertçe paylaştılar. Harika enflasyon istidlali( delilli tahmin) yapıyorlardı. Gözlerimi kaparım vazifemi yaparım diyecek elemanlar değillerdi hattı zatında. Ama ah o sistem…
Görünürde DİE’nün en önemli eksiği elindeki listesi idi. Listedeki 40 emtia üzerinden enflasyonu takip ediyorlardı. Maalesef 10 küsur mal demode idi: Beygir kayışı, katır yemi, katran, gaz yağı( lambalar için) vb. Günümüzde triger kayışı, kamyon mazotu, elektrik lambası, ilaç vs geçerli idi lakin yönetmeliklerinde köhne mallar tadat edildiğinden ellerinden bir şey gelmiyordu.
Çarçabuk daha çok askeriyenin işine yarayacak 50 kalemlik bir liste oluşturdum sonra Ulucanlar Toptancılarının yolunu tuttum.
Hummalı bir gayretle raporumu tanzim ettim; altlığında pek çok etüt vardı. Ülkemizde 1982 yılı sonu enflasyon tahmini %50’yi aşıyordu; TSK açısından, toplu alımları, ihaleleri ve rekabeti de hesaba katarak %47 ye bağladım. En üste bir grafikle ( yüzde 47 lik) komutana çıktım.
Komutan epey inceledi çalışmayı, bana: sağ ol dedi, sevinmiştim. Sonra eline kırmızı bir kalem aldı, şemadaki %47 yi aşağı çekti %25 yaptı: hadi böyle devam edin dedi. Kalkarken aval aval bakıyordum. Paşam: Sayın Devlet Başkanımız ( Kenan Evren ) 1982 yılı enflasyon hedefini %25 olarak açıkladı dün, sen takip etmedin herhalde dedi, topuk selamını verip kös kös çıktım. Sıktığım dişlerimle, Paşamın ilk gün söylediği; doğu eri, Sarıkamış, vebal sözcüklerini yuttum sessizce.

Birkaç gün sonrada DİE, mal bulmuş mağribi gibi, 1982 yılı enflasyon beklentisini %25 olarak ilan etti.
Yıl bitti. Bende takıntı hala duruyor; malum 50 kalemlik mal üzerinden bir hesaplama yaptım, gerçekleşen enflasyon en az %55 idi; hain Enflasyon Canavarı ferman dinlememişti.
DİE ise %24,8 olarak açıkladı. Netekim Devlet Başkanımızın tahmini başarılı bir biçimde gerçekleşmişti, buna TÜİK ne desin, şeytan bunun neresinde?
Ha, o yılı gariban Doğu Eri nasıl atlatmıştır haberim olmadı: donarak ölmedi ise epey yat sürün yapmıştır.



Adana’ya her yıl diğer illerden ortalama 50.000 geçici Tarım işçilerin gelip çalıştığı, tarım dışı sektörlerdeki firmalarıın pek çoğunun elaman aradığı ve bulamadğı ilgili resmi kurumların kayıtlarınıda da yer verildiği herkes tarafından bilinmesine rağmen,TÜİK işsizliğin en fazla il Adana olduğunu ilan ettiğini bizzat kendim şahit olmuştum. Kendim biraz araşttırdım. Rakamın masa başı anketlerle hazırlandığı sonucuna varmıştım. Özetle TÜİK’in Rakamları; Ya talimatla ya da masabaşı anketlerle belirlendiği gerçeği tüm kamuoyu tarafından bilinmektedir. Bu işlem dünde böyle idi yarında böyle olacaktır. Sistem budur. Kalemine, klavyenize sağlık konu güzel akıcı ve gerçekçi bir şekilde dile getirilmiştir.
Aynen, 45 yıl geçse de sistem değişmedi. Daha kötüsü değiştirme iradesi henüz oluşamadı.
belki bir irade ithal ederiz