Dekanı Eleştirdi, Okuldan Uzaklaştırıldı
By Fenafil Haber - Pts Şub 06, 4:32 am

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde son sınıf öğrencisi ve okul birincisi Mikail Boz, Dekan Yusuf Devran hakkında Ekşi Sözlük’e yazdığı eleştiri içeren iki entry sebebiyle bir yarıyıl okuldan uzaklaştırıldı.
Mikail Boz, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Radyo, TV ve Sinema bölümünde okuyor. 4. sınıf öğrencisi; 3.96 GPA ile okul birincisi.
Yusuf Devran, 2011 Şubat’ında Marmara İletişim Radyo, TV, Sinema bölümüne, Doçent olduğu Yeditepe Üniversitesi’nden geçti. Şubat’ta profesör oldu, Mart’ta Bölüm Başkanlığı’na atandı.
Boz, Ekşi Sözlük’te “yusuf devran” başlığına şu entry’i yazdı:
“marmara üniversitesi, iletişim fakültesi’nin, radyo, tv ve sinema bölümü’nün yeni başkanıdır. biraz tepeden inme biçimde getirilmiş gibi görünüyor. kendisi daha önce marmara iletişim’de hiç ders vermedi galiba. buna karşın bölümde o kadar profesör ( esra biryıldız, şükran esen, serpil kirel, ahmet şahinkaya, nurcay türkoğlu) varken ve kendisi daha 20 gün önce, profesör ünvanı almışken, nasıl hemen bölüm başkanlığını alabildi, bir seçim yapıldıysa bu nasıl bir seçimdi anlaması güç doğrusu. günahını almayalım ama özgeçmişinde “samanyolu tv” deneyimi hemen göze batıyor.”
Temmuz’da Yusuf Devran fakülteye Dekan olarak atandı. Boz bu atamanın ardından Ekşi Sözlük’te aynı başlık altına şunu yazdı:
“marmara iletişim’de dördüncü ayını tamamlamadan atı aldığı gibi üsküdar müsküdar bırakmayan, dekanlığa yerleşen “profesör.” üç ay önce onun “tepeden inme” biçimde atandığını söylemiştim. meğer herif “marmara iletişim’in mesihi” imiş, şimdiden tepeden dekan oldu. pek yakında rektör olursa şaşırmayacağım. işin ilginci tepki gösterip anında görevlerinden istifa eden nurçay türkoğlu dışında doğru dürüst bu “garipliğe” tepki gösteren kişi de yok gibi. bundan önce melda şimşek’in yardımcı olan ali balabanlar hemen yeni dekan yardımcılığını üstlendi. filiz boshcele ise yüzük kardeşliğini erkenden kuranlardan gibi görünüyor, o da vekaleten iletişim bilimleri başkanlığına atandı. lafın kısası fakültenin biraz imajı vardı, içine ettiler bıraktılar. ortalık atanmışlardan geçilmiyor. bunun adı da yeniden yapılanma.”
Boz, bu cezanın kendisinin bir yılına mal olacağını söylüyor çünkü 4. sınıf öğrencisi olduğu için gelecek yıl güz döneminden dersi yok. Bu yüzden ceza, bir yılını kaybetmesine neden olacak. Ayrıca Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan burs aldığı için bursu da kesilecekmiş.
Boz, “İfade ve eleştiri özgürlüğü kapsamında, daha demokratik bir üniversite yönetimi düşüncesiyle yazdığım yazı, tam da eleştirdiğim yönetim biçimi tarafından cezalandırıldı” dedi.
Mikail Boz için yaşam çok da kolay olmamış. Bir internet sitesinde yayınlanan mektubunda şunları anlatıyor.
“Beş yaşında ilkokula başlamış birisi olarak öğrenime hayli erken bir yaşta başlamış olsam da daha sonra ekonomik sıkıntılar sebebiyle okula devam edemedim.
10 yaşında (O zamanlar ilköğretim beş yıl olduğu için) ilkokulu bitirdim ve berberlik, tuhafiyede çırak, satış temsilciliği ve en son 12 yaşında İstanbul’a gelerek konfeksiyonda çalışmaya başladım.
15 yaşında yeniden okula yazılarak dışarıdan önce ortaokulu, sonra liseyi bitirdim. Açık Öğretim Lisesi sınavlarına bir yandan askerliğimi yaparken girdim. Askerden geldikten sonra da, dershaneye bile gitmeden ders çalışıp ÖSS’ye girdim ve 2008 yılında Kocaeli Üniversitesi’nin dört yıllık Radyo, TV ve Sinema Bölümü’nü kazandım.
2010 yılında yıllık 3.39 GANO ile sınıf birincisi olarak yatay geçiş için İstanbul ve Marmara Üniversitesi’nin ilgili bölümlerine başvurdum. Her iki üniversiteyi de kazanmış olmama rağmen, yatay geçiş sonuçlarını daha erken açıkladığı için Marmara İletişim’e kaydımı yaptırdım.
Sırf okulum uzamasın diye alttan birçok ders alarak geçen yıl 26 dersi AA notu ile geçip sınıf birincisi oldum. Bu dönem de gene 12 ders aldım. Marmara Üniversitesi’ndeki not ortalamam şu an 3.96′dır.
Üniversite hayatım boyunca yazları hala çalışıp, okul döneminde de bu kazandığım parayı harcayarak geçimimi ve eğitimimi sağladım. Yani üniversite benim için salt bir diploma alma yeri değildir. Okumak için alın teri döktüğüm, işçi olarak çalıştığım, sinema üzerine incelemeler yapmak istediğim bir bilim yuvasıdır.
Yüksek Lisans yaparak eğitimime devam etmek istediğim için aldığım bu uzaklaştırma akademik olarak da bana etkisi olacak bir ceza. Eğitim görmek, benim için geceleri askerdeyken ders çalışmaktır. Eğitim giderlerini karşılamak için yazın konfeksiyonda çalışmaktır. Bunları Fakülte Yönetim Kurulu da bilmektedir. Savunmamda anlattım.”

Dekanı tanımıyor. Entry’lerinin temel varsayımı ise, öğrencilerin üniversite yönetimine katılma gereği. Mektubunda konuyu şöyle aktarıyor:
“Bu dönem boyunca hep şöyle düşündüm: “Bugün Türkiye’de en basit mahallede, köydeki insanlar kendilerini yönetecek muhtarlarını seçebiliyorsa, üniversiteler gibi aydınlanma merkezleri de kendi yöneticilerini kendileri seçmeli. Üniversite’de özerklik fikrinin getirdiği kendi kendini yönetme, buralarda da egemen olmalıdır. Bu demokrasinin temel gereğidir.
Bu düşünce egemen olmazsa, bir göreve birisi atandığında liyakati, akademik çalışmaları, öğrencilerle kurduğu ilişkiler ve yönetim becerisinden çok farklı şeyler düşünülecektir. Aklımızda hep, bir kişinin “Neden?” oraya atandığına ilişkin mantıklı bir cevap bulma çabası olacaktır. Zaten Ekşi Sözlük’te ilk girilen entry bunu anlama çabasıyla yazılmıştı.
Sayın Yusuf Devran, ben apar topar Fakülte Yönetim Kurulu’nun karşısına çıkarıldığımda ilk olarak “Sen beni tanıyor musun?” diye sormuştu. Aslında sorun bir yönüyle bundan kaynaklanıyordu.
Okuduğum bölümün başkanı olan kişiyi, dahası dekanı tanımıyordum, tanımıyorduk. Onlar atanıyor, biz sadece “izliyorduk.” Hâlbuki verdikleri kararlar en çok öğrencileri etkiliyor.
Şu savımı son görüşmemizde Sayın Yusuf Devran’a da söyledim, “Temel sorun dekan ve bölüm başkanlarının atanmasıdır.” O özerk bir üniversitede demokratik teamüllere uygun olarak göreve gelmiş olsaydı ben öyle bir yazıyı yazma gereği bile duymayacaktım.
Atananlar kendilerini atayanlara karşı sorumludur, seçilenler ise seçmenlerine… Şu sıralar zaten seçilmişlerin atanmışlara üstün olması gerektiğini tartışmıyor muyuz? Bir kişinin bir göreve gelmesinde bütün kuşkuları ortadan kaldıracak olan, yine söylemem gerekir ki, demokratik teamüllerin işlemesi ve özerk üniversitedir. Ancak bu olduğunda kişilerin göreve geliş biçimi ve “niye geldiği” değil de, yaptığı işe bakabileceğiz”
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Devran ise olayı kendi yaşadığı açıdan şöyle irdeliyor:
“Benim haysiyetime, şerefime dil uzatılıyor. Mahkemeye başvurma hakkım vardı, onu kullandım. Bana bu çocuk üzerinden oyun oynanmak isteniyor. Bu mesele organize. Çıksın televizyonlarda ‘Hocamdan özür dilerim’ desin. Bu erdemdir. Onun için elimden geleni yapayım. Çok incindim. Benim hakkımda Ekşi Sözlük’te iddialar olmaya başlayınca ben bütün sosyal medyada iftira atanlarla ilgili çalışma yaptım. İTÜ Sözlük ve Uludağ Sözlük’te de aynı iddialar vardı. Onlar bazı iftiraları çıkardılar.
Ekşi Sözlük bu işin reklamını yapıyor
Ekşi Sözlük bu işin reklamını yapıyor. Bana, ‘Git, Savcılığa başvur’ dediler. Savcılığa başvurdum. Disiplin soruşturması açtım. Üniversite Yönetim Kurulu bir muhakkik atadı. Ben bunun arkasında Mikail Boz olduğunu bilmiyordum. Üzüldüm. Kendisini davet ettim, ‘Benim de oğlum var. Ama bu hakaret ve yanlış’ dedim. Fakülte Yönetim Kurulu karar aldı.
Özgürlükten yanayım, YÖK’e karşıyım
Kişisel olarak bir üniversite ortamının özgür olmasını istiyorum. YÖK’ün kaldırılmasını savunan ben, disiplin yönetmeliğinin kaldırılması yönünde karar çıksa ilk imzayı atarım. Okulumda tutuklu öğrenciler var. Bu öğrenciler ellerinde kelepçelerle her zaman koridorlarda gezdirilerek sınıflarda sınava sokuluyordu. Bu çocukların onurları incinmesin diye sınavları hapiste yaptırmaya başladık.
Okuldaki bazı hocalar onu kullanıyor
Ancak, bir üniversite ortamında kişisel çıkarlar için bir öğrenciye tetikçilik yaptırılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu çocuk belirli kişi ve mihraklar tarafından kullanıldı. Bu çocuk okuldaki bazı hocalar tarafından kullanılıyor. Mikail Boz, 2 yıl önce Kocaeli Üniversitesi’nden 2.96 ortalama ile bize geliyor. Okul birincisi değil. Olayın arkasında çok derin ilişkiler var. Çocuk üzerinden bana zarar vermek istiyorlar. Ailemde, parasal ilişkilerde ya da başka bir şey bulamadılar şimdi beni bununla yıpratmak istiyorlar.”
Aslında Sayın Dekanın bu görüş ve düşüncelerle aynı yönde başka icraatları da olmuş.
Mikail yalnız değilmiş!
Boz hakkında verilen bu ceza tartışılırken, Dekan Yusuf Devran’ın, göreve geldiği temmuz ayından itibaren benzer birçok icraata daha imza attığı ortaya çıktı. 15 yıldır İletişim Fakültesi TV Stüdyosu’nda uzman olarak görev yapan Sinan Binay’ın Twitter’a yazdığı iletiler nedeniyle fakülteye girişi yasaklandı. 13 Aralık’ta arkadaşlarını görmek üzere İletişim Fakültesi’ne girmek isteyen Binay’ı kapıdaki güvenlik görevlileri durdurdu. İletişim Fakültesi personeli olduğu halde neden içeri alınmadığını soran Binay’a, Rektörlük tarafından hakkında giriş yasağı koyduğu söylendi. Kararla ilgili yazılı bir belge isteyen Binay, talebinin kabul edilmemesi üzerine Rektörlük’e bir dilekçe yazarak “Böyle bir karar var mı?” diye sordu. Rektörlük’ten herhangi bir yanıt alamayan Binay’a, Dekan Devran’ın telefonda “Twitter’a yazdıklarından dolayı fakülteye girişini ben yasakladım” dediği iddia edildi. Dekan Devran, İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olan bir akademisyen hakkında da Facebook’ta kendisini eleştirdiği için savcılığa suç duyurusunda bulundu. Üniversitede birçok araştırma görevlisi hakkında benzeri nedenlerden dolayı açılmış soruşturmalar olduğu belirtiliyor.
Ceza İndirimi
6 aylık ceza 1 haftaya düşürüldü
MARMARA Üniversitesi İletişim Fakültesi son sınıf öğrencisi Mikail Boz, internet sitesi Ekşi Sözlük üzerinden Prof. Dr. Yusuf Devran’ın önce bölüm başkanı olmasını, ardından kısa sürede dekan olmasını eleştirmiş, başarılı öğrenci 6 ay okuldan uzaklaştırma cezası almıştı. Prof. Devran’ın Hürriyet’e “Özür dilesin elimden geleni yapayım” dediği gün Fakülte Yönetim Kurulu, Boz’un 6 aylık uzaklaştırma cezasını 1 haftaya düşürdü. Bianet’e konuşan Mikail Boz, cezanın tümüyle kaldırılmasını tercih edeceğini ancak bir önceki cezaya kıyasla durumun olumlu olduğunu belirterek, “Yasal olarak bana bir kağıt ulaşmadı. Sene kaybım olmayacağı için memnunum ancak ceza almamam gerekirdi” dedi.



