ÜÇ TARZ-I TASARRUF

By Gökhan Oğuz - Per Ara 31, 4:40 pm

Zorunlu tasarruf sistemleri, her yiğidin yoğurt yiyişi benzeri, farklı kılık ve tarzlarda karşımıza çıkar. Artık teorik altyapımızı tamamladığımızdan, zorunlu tasarruf ligimizde oynanmış maçlara bir göz gezdirebiliriz.

Ele alacağımız üç tarz:

a) Bono tarzı
b) Teşvik tarzı
c) Yardım tarzı

BONO TARZI

Yasama gücü kullanılarak getirilen ilk cebri tasarruf sistemimiz “Tasarruf Bonoları”dır. 5.9.1961 tarih ve 223 sayılı Yasayla ihdas edilmiştir.

Yasanın 1. maddesine göre; “Türkiye ekonomisinin istikrar içinde gelişmesini teminen tarım, sanayi ve ulaştırma sahalarına yapılacak yatırımların finansmanında kullanılmak üzere”, öz kaynağı tasarruf bonolarının satış bedellerinden oluşan Yatırımlar Finansman Fonu var edilmiştir. Ancak, tabiki böyle bir fon kurulmamış, tasarruf bonosu satışından elde edilen gelirler genel bütçeye aktarılmış ve cari giderlerin finansmanında kullanılmıştır.

Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, Veraset ve İntikal Vergisi matrahları, gayrimenkul satış değerleri, Milli Piyango ve bankaların nakit ikramiyeleri ile Spor Toto ikramiyeleri, tasarruf bonosunun matrahını teşkil etmekte; bu matrahlardan %3 oranındaki kesinti Yasanın 4. maddesinde gösterilen sorumlular veya sorumlu ve mükellefler tarafından yapılarak, fon hesabına yatırılmaktadır. (Müteahhit istihkaklarında kesinti oranı %0,6’dır.)

Tasarruf Bonolarının -tatbikatta 12 yıla çıkan- vadesi 10 yıldır ve Hazine her an erken ödeme yapabilir. Her türlü vergi, resim ve harçtan istisna edilen bono faizi %4 ile %7 arasında olmak üzere ve genellikle %6 oranında Maliye Bakanlığınca saptanır. Bonolar piyasaya nama yazılı çıkar, ihracını takib eden yıldan itibaren beş yılın sonunda hamiline dönüşür ve piyasada hiç bir kayd-u şarta bağlı olmaksızın alınıp satılabilir. Faiz kuponları da hamiline yazılı tahvil kuponları gibidir.

İşte bu bonolar, homo ekonomik dürtülerden mahrum atalarımız ve dedelerimiz tarafından, piyasada çok düşük fiyatlara satılmış ve kendinden beklenilen hizmeti layıkıyla yerine getirmiştir. Ve birileri, bu vergidir vergidir deyu söylenip durduğundan, 1971 yılında %3 oranında Mali Denge Vergisine dönüştürülmüş, gül gibi tasarruf bonosu sistemimiz ortadan kaldırılmıştır.

TEŞVİK TARZI

Güzel vatandaşlarımızı tasarrufsuz bırakmak olur mu? Tasarrufun yaygınlaştırılabilmesi için bir dönem köprüyü, barajı ve saireyi gelir ortaklığı senedi adı altında satan kreasyonlar tutmadı. O günlerde bir orta direk muhabbetidir gidiyordu. Bir yandan orta direk doğal bir erime sürecindeyken, bir yandan öyle bir imaj çizilmeye çalışılıyordu ki; orta direk tasarrufları yatırımlara aktarılacak ve böylece sermaye de tabana yayılmış olacaktı. Allah (C.C.) Rahmet Eylesin, ne de güzel anlatırdı öyle, kalemi sallaya sallaya. Tabi millet elindeki kalemi görünce, aslında neyi salladığını da fark edemiyordu. Oysa bu zatların hizmet ettikleri söylem, vatandaş ile paydaş arasında bir vasat kesim öngörmüyordu ki. Madem homo hominusudur lupusun, sermayedarların yeni üyelere ihtiyacı yoktur, aksine pasta da küçüktür ve paydaşların azaltılması zorunludur. İşte bu noktada, yani orta direğin ortadan kaldırılması noktasında öngörülen zorunlu tasarruf tarzlarından biridir teşvik tarzı.

Her ne kadar adında teşvik ibaresi geçmekteyse de, sevsen de sevmesen de tasarruf edeceksin anlamındaki bu teşvik sistemini ana hatlarıyla şöylece aktarabiliriz:

Çeşitli statülerdeki kamu görevlileri, on veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerindeki işçiler ve Bağ-Kur’lular kanun kapsamındadır. Aylıklarının %2’si kesilir, üzerine Devlet veya işveren %3 daha katkıda bulunur. Bu tutarlar Ziraat Bankasına yatırılır. Tasarruf ve katkılar, Yüksek Planlama Kurulunca belirlenecek esaslar dâhilinde, “verimi yüksek” yatırımlarda değerlendirilir. Tasarruf sahiplerinin bu tasarruf, katkı ve nemalarının tamamına tasarruf edebilmeleri ancak ölmeleri veya emekli olmaları halinde mümkün. 6 yıl sonra eğer isterlerse sadece tasarruf tutarlarını, 15 yıl sonunda isterlerse tasarruf tutarı ile katkı tutarı ve nemalarının 3/5’ini alarak sistemden ayrılabilirler. En az 2 yıl tasarrufta bulunanlara ise, istemeleri halinde, her yıl nemanın 1/3’ü ödenir.

Yukarıda “verimi yüksek” lafı geçti ya, size hemen bir yüksek verim örneği gösterelim. Haber, 2.5.1994 tarihli Milliyet ve Türkiye Gazetelerinden. Tasarrufu Teşvik Hesabında 1993 yılı sonunda 66.8 trilyon toplanmış. Bunun 38.1 trilyonu Dövize Endeksli Gelir Ortaklığı Senedine yatırılmış durumda. 1994 yılının ilk dört ayında, olağanüstü bir biçimde döviz kuru artıyor. Dövize endeksli 38.1 trilyon, oluyor 88 trilyon. Ne yapsın Yüksek Planlama Kurulu. Nisanın son haftasında oturup 11.2.1994 tarihli bir karar alıyor ve dövize endeksli senetleri 31.12.1993 tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çeviriyor. Böylece 88 trilyon yeniden 38 trilyon oluyor ve Hazine rahat bir nefes alıyor. Buyurun, buradan yakın.

YARDIM TARZI

Teşvik tarzıyla aynı dönemlerin mahsulü. Biraz daha romantik bir söylemi var. Malum, dünyada mekân, ahirette iman. Devlet ahiretinize ne yapsın, dünyanızı kurtaracak. Konut edinmenize yardımcı olacak. Güzel değil mi?

Konut Edindirme Yardımı (KEY) kapsamındakiler de teşvik benzeri. Yani meşhur ortadirek. 180 ay boyunca adlarına Devlet veya işveren tarafından tahakkuk ettirilip bankaya yatırılacak tutarları, nemasıyla birlikte bir ev almak için kullanabilecek. Hem romantik hem pratik. Teşvik tarzındaki gibi cebine para girecekmiş gibi yapılmadan, para doğrudan ve cebine girmeyecekmiş gibi hesaba yatırılıyor.

Bu muhabbet 1995 yılı sonuna kadar devam ediyor ve 1996 yılında Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığına 395 trilyon lira değerindeki fon devrediliyor.

Sabahınan erken çifte giderken
Öküzüm torbadan düştü gördün mü?
Amanın yandım, tiridine bandım.
Bedava mı sandın, tasarruf edeceğidim.

 

ZORUNLU TASARRUF KONULU DİĞER YAZILAR

HER TÜRK TASARRUF EDER

CEBREN TASARRUFUNU YİYİM

YAR BANA BİR CEBRİ TASARRUF MEDET

AHKÂM-I BEŞER ŞAŞAR

Cevap bırak.