Örgütlenme Hakkının Korunmasının Önemi

By Gökhan CANDOĞAN - Çar Mar 18, 11:29 am

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu, Örnek Bir Mahkeme Kararı;

Örgütlenme Hakkının Korunmasının Önemi Üzerine…

Kayıt dışı çalışmanın bu kadar yaygın olduğu, düzenli aralıklarla kriz döngüsüne giren bir ekonomiye sahip bir ülkede, hakim liberal politikaların da etkisiyle çalışma ilişkilerinin örgütlü işçiler yerine bireysel işçiler üzerine kurulmak istenmesi yeni bir olgu değildir. Bu temel yaklaşım pek çok düzenlemenin arka planını oluşturmakta ve örgütlenme hakkı diğer haklara nazaran en düşük hukuki korumaya sahip hak olarak üvey evlat muamalesi görmektedir.

Kamu görevlilerinin örgütlenme hakkının varlığı uzunca bir süre tanınmamış, ardından da bu konu yasal çözüme kavuşturulduktan hemen sonra “kamu görevlisi” tanımına uymayan/girmeyen çalışma ilişkileri yoğunlaştırılarak örgütlenme hakkı tartışmalı çalışan sayısı yine yüksek tutulmuştur. (657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 4/B ve 4/C statüsünde çalışan sözleşmeli ve geçici personelin sendikal hakları oldukça tartışmalıdır, 4/C statüsünde çalışan ve sayıları giderek artan personelin sendikaya üye olma hakkı olmadığı kabul edilmektedir)

Bu noktada, yeni Türk Ceza Yasası’nın 118.maddesi ile “Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi” başlığı altında örgütlenme hakkıan yönelik fiillerin suç kapsamına alınması olumlu bir gelişme olmuştur. Anılan yasal düzenlemede;

Madde 118- (1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

hükmü yer almaktadır. Örgütlenme hakkına yönelik sayılan fiilleri suç kapsamına alan düzenlemenin gerekçesi de,

MADDE 118.– Madde metninde, sendikal hakların kullanılmasını en­gelleme fiilleri suç olarak tanımlanmıştır. Söz konusu suç tanımında çeşitli seçimlik hareketlere yer verilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasına göre, bir kimseye karşı cebir veya tehdit kullanılarak, bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faali­yetlerine katılmaya veya katılmamaya ya da sendikadan veya sendika yöne­timindeki görevinden ayrılmaya zorlanması, suç oluşturmaktadır. Bu suçun tamamlanmış şekline göre cezaya hükmedilebilmesi için, cebir veya tehdide maruz kalan kişinin sendikaya üye olması veya olmaktan vazgeçmesi, sen­dikanın faaliyetlerine katılması veya katılmaktan vazgeçmesi ya da sendika­dan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılması gerekmemektedir. Bu amaçlarla, kişiye karşı cebir veya tehdit kullanılması, söz konusu suç ta­mamlanmış gibi cezalandırılabilmek için yeterlidir. Bu bakımdan söz ko­nusu suç, bir teşebbüs suçu niteliği taşımaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında cebir veya tehdit kullanılarak ya da hu­kuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bir sendikanın faaliyetlerinin cebir veya tehditle ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmiş olması hâ­linde, suç tamamlanmış olur.

olarak ifade edilmiştir. Her ne kadar düzenleme olumluya doğru bir adımsa da, suçun oluşumu için “cebir veya tehdit” fiilinin aranması, hangi fiillerin bu kapsama alınacağı konusunda tereddüt doğurmaktadır.  Yasa maddesinin 2.fıkrasında düzenlenen bir Sendikanın faaliyetinin engellenmesi suçunda “cebir veya tehdit” yanında “hukuka aykırı bir başka davranış” ifadesiyle suçu oluşturan fiiller konusunda esnek bir düzenleme getirilirken sendikaya üye olma/olmama gibi suç hallerinin “cebir veya tehdit” ile sınırlı tutulması kanımızca yerinde bir tutum olmamıştır.

Buna karşın, bu yasal düzenlemeye dayalı olarak açılan bir dava sonucunda Kütahya 2.Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilen bir karar örgütlenme hakkında yargının tutumunun ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur.

Belediye İş Sendikasına üye işiçilere yönelik olarak, işçilerin sendikadan ayrılmasına yönelik eylemlerde bulunan bir kişi aleyhine Türk Ceza Yasası’nın 118/1 bendine dayalı olarak açılan ceza davası sonucunda, Mahkeme, şüphelinin anılan suçu işlediğinin sabit olması karşısında altı (6) ay hapis cezası vermiştir. Suçun birden fazla kişiye karşı işlenmiş olması sebebiyle cezayı yedi (7) aya çıkaran Mahkeme, sanığın pişmanlık göstermemesini gözeterek cezayı paraya çevirmediği gibi erteleme hükümlerini de uygulamamıştır.

Kararın sonucu kadar gerekçesi de öne çıkmaktadır. Mahkeme, tanık beyanları ile ortaya konulan, sanığın sendikalı işçilere yönelik, sendikalı işçilerin ağır işlere verileceği, kapının önüne konacağı, yasal izin haklarının verilmeyeceği gibi sözlerinin “tehdit” fiilini içerdiğini kabul ederek Ceza Yasası 118/1 bendinde düzenlenen suçun oluştuğunu kabul etmiştir;

… Sanık vekilinin bu savunmasında da görüldüğü gibi sanığın işine sendikalı sayısını azaltmada başarı göstermemesi nedeniyle son verilmiştir. Yani sanığın amacı 5237 s.k. 118 maddesinde tanımlanan işçileri sendika üyeliğinden ayrılmaya zorlamaktadır. Nitekim bu amacın “işçileri ağır işlere vermek”, “Toplu iş sözleşmesinden yararlandırmamak”, “istifa edin”, “hafta tatili, bayram tatili izinlerini kaldırmak”, “sendikanın sömürü düzeni olduğunu konusunda telkinde bulunmak”, “kapının önüne koymak”, “bizi hiç bir güç yıkamaz, devlet biziz” gibi tehdit içeren söz ve davranışlar ortaya koyduğu açıktır. Nitekim bu baskı ve zorlamalar doğrultusunda sendikadan istifa eden işçiler olmuştur. (M.T., M.A.T., M.C.R.T., A.E., Y.E. son üç kişinin noter masraflarının sanık tarafından karşılandığı tanık Erdal tarafından açıklanmıştır.)

Yukarıda sanığın çeşitli şekillerde sendikal işçilere sarf ettiği sözler katılanlara sair kötülük edeceğine ilişkin basit tehdit düzeyinde de olsa yasanın aradığı unsurun olayda varlığı gerçekleşmiş durumdadır. Katılanları kötü koşullarda çalıştıracağına, işine son vereceğini, izin kullandırmayacağını bildirmesi sair tehdittir.

4- Sanık savunmasında suçlamayı kabul etmemiş istifa edenlerin kendi isteklerini bildirmiş, “Sendikadan ne fayda gördüklerini” sorduğunu açıklayarak bir pişmanlık belirtisi göstermemiştir. Sanık vekili müvekkilinin savunması yanında işyerinde sendika işçi sayısını azaltmakta başarı göstermemesi nedeniyle müvekkilinin iş akdini feshedildiğini açıklarken bile sanığın iş yerinde suç konusu eylem için faaliyet gösterdiğini dolayısıyla savunmuştur, sanığın işine son verilmiş olması bu türden bir suçu bir daha işlemeyeceği anlamına gelmez, mahkememizce algılanacak bir pişmanlık duymayan sanığın ceza seçenek yaptırımlara çevrilmemiş ve ertelenmemiştir.

Kanımızca en temel haklardan olan ve insan onuruna yaraşır bir yaşama amacına yönelik örgütlenme hakkına yönelik olumsuz tutum/davranışları belirgin bir şekilde önleyebilecek bu tür karar ve uygulamaların yaygınlaşması dileğiyle …(18.03.2009)

 

Cevap bırak.