Adalet ve Hukukun Kesiştiği Bir Yargıtay İçtihadı
By Gökhan CANDOĞAN - Cum Şub 27, 11:24 am

İşe Girerken İşverene Verilmek Zorunda Kalınan Boş Senetlerin Geçersizliği;
Adalet ve Hukukun Kesiştiği Bir Yargıtay İçtihadı
Yıllar önce, okumaktan keyif aldığım Amerikalı yazar John Grisham’ın (eski bir avukat; Pelikan Dosyası, Jüri gibi çoksatarların yazarı) eserleri hakkında, İstanbul Barosu tarafından yayımlanan Baro Gündemi dergisine hazırladığım yazıda, yazar tarafından tüm detaylarına/açıklarına kadar ortaya konulan –jürili- hukuk sisteminin adaletin neresine düştüğünü sorgulamıştım. Sayısız profesyonelin (avukat, savcı, jüri uzmanları, uzman tanıklar..) yer aldığı, gerçekten öte jüriyi etkileyebilme gücünün önem kazandığı bir sistemin çıktısına “adalet” denebilir miydi?
Jürisiz olsa da, Kafka’nın Dava’sında anlatılan süreçlere oldukça yaklaşan yanlarıyla, günümüz Türkiyesi hukuk sisteminin adalete ne kadar hizmet ettiği de, özellikle hukuka ve adalete inananlar tarafından sürekli gündemde tutulması gereken bir sorudur, kanımca. Etik değerlerin bizzat topluma yön verme iddiasında olanlar tarafından alenen alay konusu edildiği, yolsuz, cahil, küstah kişi/örgütlenmelerin el üstünde tutulduğu bir dönemde yaşama değer verenlerin sessiz çığlıkları adalet dışında nerede karşılık bulabilir ki…
Hal böyle olunca, yanlışlığını bildiğiniz, insanların en çaresiz zamanlarında, onurları ile oynanmasına neden olacak bazı fiili uygulamaları ortaya koyup geçersiz kılan yargı kararlarına karşı coşkulu bir saygı duymamak mümkün olmuyor.
Özellikle taşeron/alt işveren uygulamasının yaygınlaşması ile daha fazla uygulama alanı bulan, işverenlerin işe girerken işçilerden boş senet alması ve herhangi bir sebeple kullanma ihtiyacı hissedildiğinde de, üçüncü kişiler adına boş yerlerin doldurulmasıyla kullanılması da bu tür etik davranış kodlarından birisidir. Kullanılmasa dahi işçileri/çalışanları işverene boğun eğmeye zorlayan, sürekli bir tehdit/psikolojik işkence/taciz aracı haline gelen bu boş senetler hakkında Yargıtay içtihadı ise hukuk sisteminin yüzünü ağartıcı niteliktedir.
Yargıtay 9.Hukuk Dairesi 2008/13255-10991 sayılı 01.05.2008 tarihli; işe girerken işverene büyük miktarlı (diğer kısımları boş) bir senedi vermek zorunda kalan işçinin, iki ay sonra ücretlerinin ödenmemesi üzerine işten ayrılması sonrasında, verdiği senedin boş kısımlarının doldurulması ile icraya konulması üzerine açılan bir davada verdiği kararla, bu senedin geçersiz olacağına hükmetmiştir.
..İş Hukuku, işçi ve işveren ilişkisinde işverenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri dikkate alınarak, sözleşme hukuku alanından ayrılmış ve farklı kurallar getirerek gelişmiştir. Bu nedenle İş Hukukunda, düzenlenen belgelere karşı işçi lehine tanık dinletilmesi yoluna gidilmektedir. ..
ifadeleriyle konuya yaklaşımının “işçi lehine yorum” temelli olduğunu ortaya koyan Daire, senedin üzerine teminat senedi olduğuna dair bir kayıt olmasa da, senedin düzenleniş tarihi ile davacı işçinin işe giriş tarihinin aynı olması, tanıkların işverenin bütün çalışanlardan işe girişte böyle bir senet aldığını beyan etmeleri, işverenin teminat senedini işleme koymaktan Asliye Ceza Mahkemesinde yargılandığı ve ceza aldığı bilgilerinden yola çıkarak, davacı işçinin böyle bir borcunun olmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Yine Yargıtay 9.Hukuk Dairesi, 2008/29872-25202 sayılı 06.10.2008 tarihli kararı ile benzer bir sonuca varılarak, yaklaşım teyid edilmiştir. Olayda; işverene karşı birden fazla işçi tarafından işçilik alacaklarına dair davalar açılmış ve işçiler lehine sonuçlanmıştır. Bu aşamada, üçüncü bir şahıs tarafından, dava kazanan işçilere karşı, dava ile kazandıkları tutarlara yakın tutarda borç içerir senetler ile icra takibine başlanmıştır. Dava sırasında senetler üzerine yapılan kriminal inceleme sonucunda senetlerin vade tarihi, alacaklı ismi, alacak miktarının aynı kalemle yazıldığının tesbit edilmiştir. Daire,
… aynı işyerinde çalışan bir çok işçinin tanımadıkları kişilerle alacak verecek ilişkisine girmeleri ve hiç yokken senet vermeleri hayatın olağan akışına uygun değildir. .. davacı aleyhine icra takibine konu edilen senedin işe girerken ad ve adres habesi doldurulmuş, diğer kısımları boş bırakılmış şekilde davalı şirket tarafından teminat amacı ile alındığı anlaşılmaktadır. İşçilik alacakları ile ilgili davadan sonra senedin diğer kısımları doldurularak ve alacaklı diğer davalı gerçek şahıs gösterilerek icra takibi yapılmıştır. Senet teminat senedi olduğundan geçersizdir. Davacı ile davalı şirket arasında iş ilişkisi bulunmaktadır. 5521 sayılı iş mahkemeleri kanunu gereği iş mahkemesi görevlidir. ..
diyerek, davayı davacı işçi lehine sonuçlandırmıştır. (Çalışma ve Toplum Dergisi, sayı:20, 2009/1, www.calismatoplum.org)
Özellikle kriz-işsizlik dönemlerinde işverene karşı biraz daha güçsüzleşen çalışanların insan onuruna yaraşır bir çalışma ilişkisi için bu yaklaşıma sahip hukuk sistemine ihtiyaç duyduğu açıktır. Elbette ki, her zaman için, bu tür etik dışı uygulamalara yönelen ve işçilerinden daha örgütlü işverenlere karşı korunmanın asli yolunun, örgütlenme hakkını kullanarak sendika üyesi olmaktan geçtiğini unutmamak kaydıyla …



