CEBREN TASARRUFUNU YİYİM

By Gökhan Oğuz - Per Oca 15, 3:39 pm

Tasarruf konusuna devam ediyoruz.

Sözlük anlamına bakarsanız tasarruf; istediği gibi kullanma yetkisi, parayı veya bir şeyi dikkatle ve azar azar kullanma, para biriktirme, biriktirilmiş para, anlamlarına gelmektedir.

İktisadi terminolojide tasarruf, cari gelirin tüketilmeyen kısmını ifade eder.

Askerliğini bitirenler bilirler, ihtiyari “seve seve” olanı; cebri ise “sevmeye sevmeye” yapılanı ifade eder.

İşte cebri tasarruf da; “sevmeye sevmeye” yapılan tasarrufu ifade eder.

Sıradan bir giriftliktendir tasarrufun cebriliği. Mevzu şu ki; milli gelir pastasından mümkün olan en büyük parçayı mümkün olan en az kişiye; yine mümkün olan en küçük parçayı olabildiğince fazla kişiye tahsis edeceksin. Böylece yığınlar yarı aç yarı tok kalacak; aksırıncaya, tıksırıncaya, patlayıncaya kadar yiyip de zıkkımlanacak yeri kalmayan zevat, gelirinin tüketemediği kısmını yatırıma aktaracaktır. Devamen üretim ve istihdam artacak, pasta büyüyecek, ama paylaşım oranı aynı kalacaktır. Büyük dilimin mensuplarına paydaş, küçük dilimdeki yığınlara vatandaş denir.

Kurt, şahı olsa kuzuların, böyle pay etmez pastayı lakin insanı bir kenara bıraktığınızda doğrudur mantığı. Diyelim ki, on kişiden her birinin bir dilim pasta ihtiyacı var. Pastanız on dilim. On kişiye eşit dağıttınız, pasta bitti. Ama dokuz kişiye bir dilimi verin, bir kişiye dokuz dilim. Dokuz dilimden biriyle ihtiyacını görüp üçüyle zevk-ü sefa sürse, alın size beş dilim pasta kaldı.

Tabi, vatandaşlara rolünü benimsetmek de zordur. Özellikle pire kapitalist aşamada, kurumsal büyülere ihtiyaç duyulur. Nedir bunlar? Mesela: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Her vatandaş, bu milletin kendisi olduğunu düşünür. “Eşitlik ve sosyal adalet” mefhumları hoş çağrışımlar uyandırır insanlarda. “Yasama organı genel ve eşit oyla seçilir.” Parti içi demokrasi, a-politizasyon, sivil toplum örgütlerinin sindirilmesi, adaletsiz seçim sistemi, parlamento dışı bırakılan oy oranı vs. hiç dile getirilmez. “Ödediğiniz her kuruş vergi, hizmet olarak size geri dönecektir.” Vatandaşa göre burada da kendisine hitab edilmektedir. Ve “köylü milletin efendisidir.”

İşte daha niceleri sıralanabilecek bu büyülerin iğnelerinden biri de cebri tasarruftur. Paydaşların tasarrufunun Devletinin tasarrufuna geçmesi yüksek maliyetlidir, adıyla sanıyla iç borçlanmadır. Oysa vatandaşını sever Devleti. O ne öyle, her gün yok döviz kuruydu, borsa endeksiydi, repo ve mevduat faiz oranlarıydı, uğraş dur. Tasarrufun var mı, derdin var. Bir de vatandaş, homo ekonomikus değildir. Gelirinin bir kısmını tüketememeyi beceremez, akşam evine ekmek alıp götürür. İşte Devleti, vatandaşının elinden tutar, zoruyla tasarruf ettirir. Zorunlu tasarrufun maliyeti vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerden daha düşüktür. Vatandaştan paydaşlara maliyetsiz transfer harcamasıdır.Yani pek bi tatlıdır.

Özetle; biri size zorunlu tasarruftan söz ediyorsa veya gelirinizden bir kısmına tasarrufunuzu şu veya bu şekilde engelliyorsa, ağzınızdaki lokmalar alınıp başkalarına yedirilecek demektir.

Pancar pezik değil mi
Ciğer ezik değil mi
Ekiyom biçemiyom
Bana yazık değil mi

 

ZORUNLU TASARRUF KONULU DİĞER YAZILAR

HER TÜRK TASARRUF EDER

YAR BANA BİR CEBRİ TASARRUF MEDET

ÜÇ TARZ-I TASARRUF

AHKÂM-I BEŞER ŞAŞAR

Cevap bırak.