STRES YAŞLANDIRIYOR !
By Sinan İBİŞ - Per Eki 30, 2:09 pm

Amerika’dan Asya’ya, Avrupa’dan Ortadoğu’ya kadar çağın en büyük hastalığı stres. Farkında olalım yada olmayalım yaşamımızın bazı bölümleri stres adını verdiğimiz ve bedenimizin kesinlikle sevmediği bir süreci bize yaşatıyor. Stresin olumsuz etkilerinden çeşitli dokular kişiden kişiye değişik seviyelerde zarar görüyor.
Acaba stres hangi organlarımızda neler yapıyor ve sağlığımızı hangi seviyede kaybediyoruz, bu kayıpları belki bazı şikayetlerle hissediyoruz, ama kesinlikle görmüyoruz. Oysaki stresin ciltteki olumsuz etkilerini çevremizdekilerle birlikte kendimiz net olarak gözle görebiliyoruz.
En çabuk kaslar etkileniyor…
Küçük ayrıntılara takılan, basit sorunların içerisinde dahi boğulan, yapıcı tutum yerine genellikle kavgacı, sert ilişkileri tercih eden, toleransı düşük, özveriden fakir kişilik yapılarında stresin etkileri bedende daha yüksek oranda yaşanıyor. Bir anlamda olumsuzluklarla mücadele etmekten kaçtığımızda stres bedenimizi hızla tüketiyor. Stresli kişilerde kaslar kontrollü yada kontrolsüz şekilde sürekli kasılı halde bulunuyor. Kasılı kaslar bize beden yorgunluğu ve ağrılarımızı hissettirirken, yüzümüzde özellikle belirgin mimikleri, sert bakışları, derin çizgileri oluşturarak yaşlılığın izlerini gözler önüne seriyor.
Cildimiz hızla yaşlanıyor…
Cildimiz bir yandan yeni ve genç hücreleri doğururken, diğer yandan da yaşlanan hücreleri cildin yüzeyinden uzaklaştırır. Oysaki stresli kişilerin tüm dokularındaki hücre yenilenmesi ve çoğalması yavaşlayarak problemli ciltleri ortaya çıkarmakta. Oluşan bu etkiler ile her geçen gün yaşlı hücre sayısı ciltte artarak, genç, nemi bol, diri hücrelerin yerini; yaşlanmış, incelmiş, nemini kaybetmiş hücreler alarak cildin incelmesine neden olmakta. İncelen ciltlerde de kırışıklıklar, kahverengi lekeler, kılcal damarlar, pürüzlenmeler, solukluk, matlık gibi cildin güzel, estetik ve sağlıklı görünümünü olumsuz yönde etkileyen problemler ortaya çıkmakta.
Birçok yaşamsal faaliyet strese yeniliyor…
Bedensel stres ile ciltteki kan dolaşımı da yavaşlıyor, cildin beslenmesi bozuluyor, cildin içerisinde metabolizmadan açığa çıkan atıklar atılamayıp, birikiyor. Hücrelerin oksijenlenmesi bozuluyor. Böylece cilt sağlıklı olmak yerine onarım gücü zayıflamış, sağlıksız, problemli, yaşlı bir görünüm ortaya çıkıyor.
Dokulardaki metabolizmada yavaşlıyor.
Dokularımızın ve bedenimizin sağlığı için gıdalarla aldığımız, yağlar, karbonhidratlar ve proteinler dokularda metabolizmaya tabi tutulurlar. Hormonlarımız ve sinir sistemimiz dokularımızdaki metabolizmamızı yönetirler. Stres gerek hormonlarımızda dengesizliğe, gerekse de sinir sistemimizin çalışmasında aksamaya neden olmakta, dolayısıyla da metabolizmamızı yavaşlatarak dokularda sağlığımızı olumsuz yönde etkileyen yağlanmaya neden olmakta.
Stresli ciltlerde sarkma erken oluşuyor…
Cildimiz içerisindeki kollajen, elastin ve benzeri proteinler ile derin dokulara bağlanarak belirli bir estetik görüme sahip olmasını, içerisinde nemi depolayarak cildin çevre etkilere karşı koymasını ve yer çekimi etkisine karşı belirli bir pozisyonda kalmasını sağlamakta. Bu proteinler genç yaşlarda fazla miktarda üretilmekte ve daha uzun yaşamaktalar. Oysaki yaş ilerledikçe ve yaşanan stresin etkisine maruz kaldıkça miktarları hızla azalmakta ve yaşam süreleri de giderek kısalmakta. Proteinleri azalan ciltler ise genellikle hızla kırışan, hızla çöken ve hızla da sarkan bir görünüme dönerler.
Stresli ciltler çabuk kuruyor…
Stresin etkisiyle ciltlerde suyu taşıyan proteinlerin azalması, kan dolaşımının yavaşlaması cildin kurumasının başlıca nedenleri arasında. Bir yandan da cildin kendi kendini yenilemesindeki yavaşlama ile ciltteki nem depolama seviyesi yüksek hücrelerin giderek azalması da ciltte ki nemsizliği daha belirgin hale getiriyor. Cilt içerisindeki nemi korumak için yüzeyindeki koruyucu ölü hücreleri daha fazlaca oluşturur ve bu nedenle de cilt pürüzlü, soluk, kirli bir görünüme döner. Artmış ölü hücrelerle tıkanan gözeneklerden cildin yüzeyine atılamayan yağlar ise cilt içerisinde birikerek ciltte sevmediğimiz ve estetiğimizi bozan sarı, beyaz renkli yağ kistlerini oluştururlar. Özellikle yağ kistleri göz çevresinde yaygın olarak görülmekteler.
Stresin olumsuzlukları sigara ve alkol tüketimi ile daha erken oluşuyor…
Sigara içenlerde dokulardaki kanlanma azalmakta, dokulara taşınan oksijen seviyesi düşmekte, dokularda oluşan karbondioksit seviyesi yükselerek dokulardaki yaşamsal faaliyetler yavaşlamakta. Nikotine bağlı olarak ciltte çeşitli zararlı maddeler oluşmakta ve bu oluşan maddelerde kan dolaşımının yavaşlaması ile dokularda yaşamı daha çabuk bozmakta, yenilenmeyi yavaşlatmakta. Alkol tüketiminin fazlalığında ise dokularda yağa dönüşen alkolün etkisi ile gerek kan damarları içerisinde gerekse de hücreler arasında yağlar birikerek dokuların oksijenlenmesi ve yaşamı olumsuz yönde etkilenmekte.
En çok iş kadınları ve iş adamları stresten etkileniyor…
Belirli meslek gruplarına sahip insanların ciltlerinde stresin olumsuz etkileri daha erken ve daha fazla seviyede yaşanıyor. Özellikle öğretmenler, doktorlar, iş kadınları ve iş adamları, pilotlar, ışığa fazla maruz kalanlar, sanatçılar stresten fazlaca etkilenen başlıca meslek grupları.
Stresimle mücadele edebilirmiyim?
Stres öncelikle herkesin kendi kendine çözebileceği bir süreç. Herkes bu rahatsızlıktan arınabileceğine inanmalı ve stresi doğuran sebepleri tespit edip onlardan hızla uzaklaşmalı. Her insanın mutlu olmaya, hayatını sağlıklı ve güzel yaşamaya hakkı var. Stresten arınmak için herkesin kendine özgü bir yaşam felsefesi olmalı, herkes sıkıntılarını, problemlerini, mutsuzluklarını kontrol etmeli ve fazlasına izin vermemeli. Öncelikle belirlememiz gereken neler bizi mutlu ediyor, neler bizi mutsuz ediyor. Bu belirlememizi yaptıktan sonra mutlu eden unsurlarımızı nasıl artırabiliriz, mutsuz eden unsurları ise nasıl azaltabiliriz sorusuna cevap bulmamız gerekiyor. Böylece her geçen gün mutsuzluklarımızı daha çok azaltarak daha çok mutlu olabiliriz ve dolayısıyla daha az stressiz hayatın kazanımlarını daha erken kucaklayabiliriz.



