HER TÜRK TASARRUF EDER

By Gökhan Oğuz - Cum Ağu 08, 3:34 pm

Konumuz tasarruf.

Sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısı; vatandaşın tasarruf edeni makbuldür. Hazıra dağ dayanmaz.

O dağda saçı sakalına karışmış, kudretten yaşar bir de delinin evi vardır. Belki hala ordadır. Sırtını vermiştir taşlara, zamansız yaşıyordur yine. Ondan haberim olduğunu biliyor muydu acaba?..

Yirmibirinci yüzyılın eşiğinde, vakitlerden bir ikindi vakti. Efil efil rüzgar eşliğinde cisil cisil yağmur çiseliyor.

Yerler gökler, “etrafınız sarıldı!, size şu kadar süre tanıyorum!, gelin teslim olun!” deyu iniliyor. Elindeki megafondan gürleyen, cicili bicili tören kıyafetli emniyet müdürü. Sağında İnsan Haklarından Sorunlu Devlet Nazırı, solunda bir müddei umumi, kravatlılar…

Yere düşen her damlayla yağmur çiseliyor. Güvenlik kuvvetleri seyir ediliyor. Açık, kapalı, kale arkası hınca hınç, ağaçlar insan açmış. Yürekler bir atıyor, gözler çakmak çakmak, yağmur çiseliyor. Aşırı orta bir terör örgütünün militanları hücre evinde kıstırılmış.

Çökerterek çıkanın sobasında kuru da meşe yanıyor, yelkovan dönüyor, peşi sıra fındıklı da gelin. Ve işte o an geliyor, verilen şu kadar da süre dolunca…

Çiseleyen yağmur sağanağa döndü. Yere düşen her damlada bir kurşun yakıldı. Uzun sürmedi, geçti gitti, bir kaç anlık fasıldı. Megafon gürledi “Ateş Kes”! Yağmur dindi. Duvarlar delik deşikti, flaşlar patladı. Ev sahibinin zararı tazmin edilirdi elbet.

Yedi yaşında bir oğlan, sağ çıkarıldı içerden, anası ve babası ise, ölü olarak ele geçirilmişti. Bu denli özenli hassasiyet, insanların çakmak çakmak gözlerini yaşartmaktaydı.

Ne yapalım yani, yargısız infaz etmeyelim de besleyelim mi goygoyları eşliğinde, teröristlerin cesetleri sanık sanık çıkarılırken, alık alık bakan güruhtan kimileri cesetlerin çöpe atılmasını önerdi. Nazır, aslında böyle şeyleri tasvip etmediğini anlatıyordu, patlayan flaşlara.

Bütün bunlar homo ekonomik spekülasyonlardan ibarettir. Gerçeklerle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bir benzerlik kuruluyorsa, tesadüftendir.

Seyir eden kalabalık rahattır, hazır olur. Sağa döner, hizaya girer, uygun adım yürümeye başlar. Hep bir ağızdan bağırırlar:

-HER TÜRK TASARRUF EDER. HER TÜRK TASARRUF EDER. (Ses gittikçe uzaklaşmaktadır) HER TÜRK TASARRUF EDER. (… ve gittikçe kaybolur) HER TÜRK TASARRUF EDER. HER TÜRK TASARRUF EDER. Her Türk tasarruf eder……….

Esasen insanlarımızın böylesine tasarruf bilincine sahip olabilmesi uzun çabaları gerektirmiştir. Önce kimi türküleri yasaklanmalıydı, yasaklandı. O da neydi canım öyle; bir mumdur, iki mumdur, üç mumdur, dört mumdur, ondört mumdur? Bir mumdur, iki mumdur, hadi bilemedin üç mumdur, ee, artık dördüncü mumu söndür. Kaynanayı ne yapmalı, kaynar kazana atmalı, yandım aman dedikçe, ee, artık altına odun modun atmamalı. İşte yanıyo kadın zaten, bağırıp duruyo, daha ne atıyon odunu da israf ediyon ulen.

Diğer taraftan, işsizler ve asgari ücretle çalışanların çoğunlukta bulunduğu nonoşlardan uzak varoşlardaki yerleşim birimlerine bakan dağ yamaçlarına, koca koca taşlarla, “Ne Mutlu Tasarruf Edene” yazılmıştı. Tasarruf alın yazısıydı, edilecekti. Öğünecek, çalışacak, tasarruf edecek ve güvenecekti. Yoksa nasıl kalkındırılacaktı?

Türk Milletinin kayıtsız ve şartsız egemenliğini eliyle kullandığı organlar da organdı hani. Vatandaşı sıksa tasarrufunu çıkarırdı, öyle de yaptı.

Kudretten yaşar saçı sakalına karışmış deli, sırtını dayadığı taşları delik deşik etti, kalbur alıp toprağını eledi. Ekecekti, biçecekti, edecekti kârı.

 

ZORUNLU TASARRUF KONULU DİĞER YAZILAR

CEBREN TASARRUFUNU YİYİM

YAR BANA BİR CEBRİ TASARRUF MEDET

ÜÇ TARZ-I TASARRUF

AHKÂM-I BEŞER ŞAŞAR

Cevap bırak.