DÜŞÜK ENFLASYONUN İŞLETME FİNANSMANI ÜZERİNE ETKİLERİ

By Ramazan AKTAŞ - Sal Haz 17, 6:38 am

a. Yüksek enflasyon dönemlerinin özelliklerinden birisinin de belirsizlik olduğu giriş bölümünde açıklanmıştı. Yine, belirsizliğin gerek kurumları gerekse bireyleri uzun dönemli düşünmeden alıkoyduğu da belirtilmişti. Yüksek ve istikrarsız enflasyon ortamında bireyler ve kurumlar uzun dönemli bağlantılara girmekten kaçınırlar. Bunun sonucunda işletmeler, uzun dönemli bir finansman aracı olan tahvilleri ihraç edemezler. Tahvil ihracı işletmelere bireylerden ve kuruluşlardan uzun dönemli yabancı kaynak temin etme imkanı sağlar. Enflasyonun düşmesi ile kamu açıkları da bir düzene girer. Bunun sonucunda kamu borçlanma gereği azalır ve özel sektörün sermaye piyasasından dışlanması ortadan kalkar. Bunların sonucunda işletmeler oldukça önemli bir yabancı kaynak temin yöntemi olan tahvilleri yeniden ihraç edebileceklerdir. Bu da işletmelerin finansal kaynak temini ile ilgili alternatiflerini artıracaktır.

b. Enflasyonun düşmesi ile işletmelerin, aynı faaliyet hacminde bulunmak üzere ihtiyaç duyacakları ek işletme sermayesi ihtiyacı azalacaktır.

c. Düşük enflasyon ortamında hem belirsizliğin azalması hem de artan rekabet nedeniyle vadeli satışların hacminde bir yükselme olacaktır. Bu da etkili alacak yönetimini gerekli kılacaktır. Burada işletmeler faktoring gibi yöntemlere başvurabilecektir.

d. Üretim ile ilgili bölümde de bahsedildiği gibi, stoktan kazanma söz konusu olmayacağından ve stok tutmanın maliyeti elde edilecek getirinin üstünde olacağından, etkin stok yönetimi önem kazanacaktır.

e. Düşen faizlerle birlikte işletmelerin sermaye maliyetleri de düşecektir. Üretim hacimlerini artırmak ve düşük sermaye maliyetinden yararlanmak için işletmeler yatırıma yöneleceklerdir. Belirsizliğin azalması ile uzun dönemli plânlar da yapılabileceğinden, işletmeler sabit varlıklara yapılacak plânlı harcamaları ve bunların kullanımından elde edilecek faydaları dönemsel olarak gösteren uzun dönemli bir mali plân olan sermaye bütçelerini daha gerçekçi olarak hazırlama gereği duyacaklardır. Böylece, yüksek enflasyon dönemlerinde belirsizlik nedeniyle fazla kullanışlı olmayan sermaye bütçelemesi, enflasyonun düşmesi ve fiyat istikrarının sağlanması ile önem kazanacaktır.

f. İstikrarın sağlanması ve belirsizliğin azalması ile küçük yatırımcıların sermaye piyasasına karşı duydukları güvensizlik ortadan kalkacaktır. Bu durum sermaye piyasalarına yatırımı artıracak ve işletmelerin halka açılarak yabancı kaynak sağlamaları için uygun bir ortam yaratacaktır. Aynı zamanda düşük enflasyona bağlı olarak sermaye piyasası da gelişeceğinden bölgesel KOBİ borsalarının kurulup bu borsalar vasıtasıyla KOBİ’lerin halka açılabilmesi ülkemizde de mümkün olabilecektir. Bunun için firmalarımızın bu ihtimale karşılık şimdiden halka açılma için gerekli altyapı hazırlık çalışmalarına başlaması gerekmektedir.

g. Faizlerin düşmesi ile işletmelerin finansal yatırımlarından elde ettikleri faaliyet dışı kârları azalacaktır. Düşük enflasyon döneminde ayakta kalacak işletmeler uzmanlaştığı alana yönelen ve bu alandaki faaliyetlerinden kâr eden işletmeler olacaktır.

h. Belirsizliğin azalması uzun dönemli sözleşmelere girmenin riskini de azaltacaktır. Ayrıca, kamu borçlanma gereğinin düşmesi ile birlikte bankaların plasman faaliyetleri de kredilere kayacaktır. Bu durum bankaların kredilerini artırma isteğini doğuracak ve işletmeler orta ve uzun vadeli TL. kredileri bulabileceklerdir. Bu da işletmelerin duran varlıklara yatırımlarının finansmanını kolaylaştıracaktır. Gerek tahvil ihracının yapılabilmesi gerekse orta ve uzun vadeli banka kredilerinin alınabilmesi işletmelerin borçlanma olanaklarını artıracaktır.

i. Belirsizliğin azalması, belirsizliğin tam olarak ortadan kalktığı anlamına gelmez. İşletmeler için her zaman belirsizlik ve belirsizlikten kaynaklanan riskler olacaktır. Örneğin işletmeler, hammaddesini çeşitli nedenlerle plânladığı fiyattan daha yüksek bir fiyata tedarik etmek, ya da ürününü plânladığı fiyattan daha düşük bir fiyattan satmak durumu ile karşılaşabilir. Gelişmiş ekonomilerde işletmeler bu tür risklerini dengelemek için türev araçlardan yararlanmaktadırlar. Düşük enflasyon ortamının getirdiği istikrar türev piyasaları da geliştireceğinden, işletmeler bu tür türev araçlardan riski dengelemek için yararlanabileceklerdir.

j. Türkiye’de bankacılık sektörünün aktif büyüklüğünün milli gelire oranı yaklaşık % 60’dır. Düşük enflasyonun olduğu Kıta Avrupası ülkelerinde bu oran milli gelirin 2-3 katı arasında değişmektedir. Bunun nedeni ekonominin kayda girmesi ve finansal sistemin istikrara kavuşmasıdır. Enflasyonun düşmesi ile bu durumun Türkiye’de de yaşanması beklenmelidir. Bir ülkede ekonomik istikrar sağlanınca yabancı sermaye gelmekte ve öncelikle finans sektörüne girmektedir. Bu durumun yaşanması ile gerek tüketici kredileri gerekse kurumsal krediler de bir artış söz konusu olacaktır. Tüketici kredilerinin artması işletmelerin ürün ve hizmetlerine olan talebi artıracak, kurumsal kredilerin artması ise işletmelerin bu talebi karşılamak için yatırım yapmalarını kolaylaştıracaktır.

k. İşletmeler tahvil ihraç etmeye başlayacaklarından ve bankalardan uzun vadeli TL. krediler alabileceklerinden işletmelerin kredibilitesini (borç ödeme gücü) belirleyen derecelendirme faaliyeti önem kazanacak ve bu alanda uzmanlaşmış kurumlar ortaya çıkacaktır. Benzer şekilde vadeli satışlar ve tüketici kredileri de artacağından bireylerin kredibilitesini araştıran firmalar da gündeme gelecektir.

Cevap bırak.