DÜŞÜK ENFLASYONUN ÜRETİM ÜZERİNE ETKİLERİ
By Ramazan AKTAŞ - Sal Haz 10, 6:36 am

Enflasyonun düştüğü bir ortamda, yüksek enflasyonun hüküm sürdüğü bir ortamın aksine, işletmelerin fiyatlar üzerindeki kontrolü kısıtlıdır. İşletmeler, yüksek enflasyon dönemlerinde olduğu gibi fiyatlarını istedikleri zaman ve istedikleri oranda artıramazlar. Çünkü, düşük enflasyon dönemlerinde müşterilerin fiyat artışlarına karşı duyarlılığı oldukça yüksektir. Fiyat istikrarının sağlandığı bir dönemde, fiyatlarını kalite ve ürün özelliklerini sabit tutarak artıran bir işletmenin satışlarının önemli ölçüde düşmesi beklenmelidir. İşletmeler, düşük enflasyon ortamında fiyat belirleme konusundaki esneklikleri kısıtlı olduğundan, başka bir ifadeyle piyasada oluşan fiyatı bir veri olarak alma zorunluluklarından dolayı rekabet güçlerini korumak ve kârlılıklarını artırmak için başka yollara başvurmak durumundadırlar. Bu amaçla işletmelerin öncelikle yapması gereken üretim (imalat veya hizmet) sistemlerini etkili (müşteri isteklerine uygun) ve etkin (verimli) bir şekilde tasarlamak ve maliyetlerini kontrol altına almaktır. Yani ünlü iktisatçı Galbrait’in dediği gibi artan küresel rekabet koşullarında ayakta kalabilmenin yolu hem doğru olanı yapmaya yani etkili olmaya hem de bir işi doğru yapmaya yani verimli olmaya bağlıdır. Takip eden kısımlarda bu iki konu ile ilgili işletmelerin alabilecekleri tedbirler açıklanmıştır.
1. Düşük Enflasyon Ortamında Üretim Sistemleri
İşletmelerin ana faaliyetlerini imalat ve hizmet üretimi oluşturur. Üretim sistemleri ister ürün, ister hizmet üretsinler kaynakları verimli kullanarak, tüketicinin azami tatmini, işletmenin ise azami kârı sağlamasını amaçlarlar. Günümüz üretim sistemleri, geleneksel girdi-işlem-çıktı sürecine, girdi öncesi tüketici istekleri ile çıktı sonrası tüketici tatmini faktörlerini de dahil etmektedir. Rekabetin oldukça önem kazanacağı düşük enflasyon döneminde tüketici tercihleri, üretim sisteminin verimliliğini doğrudan etkileyen faktör durumuna dönüşecektir. Düşük enflasyonunun takip edilmesi gereken en önemli karakteristiği fiyatların genel seviyesinin eskisi gibi artmaması ve işletmeler tarafından da ürün ve hizmet fiyatlarının kolaylıkla artırılamamasıdır. Zira işletmeler rekabet üstünlüğü sağlayabilmek için fiyat kriterini de kullanmak zorunda kalacaklardır. Fiyatı aşağı çekmenin veya fiyatı artırmadan aynı kârı elde etmenin yolu da daha ucuza mal etmekten, başka bir ifadeyle maliyetleri kontrol altına almaktan geçmektedir. Ürün ve hizmet maliyetini düşürmek için kaliteden ve ürün özelliklerinden ödün vermek istemeyen işletmeler ölçek ekonomisinden faydalanmak zorundadırlar. Diğer bir ifadeyle sabit giderleri daha fazla ürüne dağıtmak, maliyetleri aşağı çekmek sonucunu doğuracaktır. Uygulanan üretim sistemi, işletme yöneticilerine rekabet gücü ve maliyetleri düşürmek açısından birçok olanak sunar. Uygun üretim sisteminin seçilmesi, tesis edilmesi ve uygulanması kârlılığı ve pazar payını artırdığı gibi işletmenin yeni pazarlara girmesini de sağlar. Bu bağlamda, enflasyonsuz bir ortamda üretim açısından aşağıdaki unsurlar önem kazanır.
a. Esneklik : Üretimde esneklik değişik müşteri tercihlerinin hızlı ve düşük maliyetle karşılanmasını sağlar. Esneklik müşteriye özel üretimi mümkün kılarak müşteri tatminini sağlar ve böylece işletmeler rekabet avantajı elde ederler.
b. Miktar ve zaman : Siparişin alınmasından itibaren ürün veya hizmetin kullanıcıya ulaştırılmasına kadar geçen süre teslim süresi olarak adlandırılır. Teslim süresinin kısalığı müşteri tatminini doğrudan etkilediğinden önemli bir rekabet faktörüdür. Teslim süresinin yanında, büyük miktardaki bir siparişin kısa sürede karşılanması da işletmelerin kârlılık ve rekabet güçlerini etkiler.
c. Kalite : Günümüzde firmaların rekabet güçleri, sundukları ürünlerin ve hizmetlerin kalitesi ile yakından ilgilidir. Düşük enflasyon ortamında fiyat artışları ile kârlılık sağlanamayacağından firmalar ürün ve hizmetlerini rakiplerinden daha kaliteli sunarak bir avantaj elde edebilirler.
d. Üretimde Bilgisayar ve Bilişim Teknolojilerinden Yararlanılması : Bilişim ve bilgisayar teknolojilerinden yararlanılması işletmelerin üretim süreçlerinin etkinliği ve bu yolla rekabet güçlerinin artırılması için önemli bir unsurdur.
Takip eden kısımlarda bu hususlar ayrıntılı olarak açıklanacaktır.
2. Esneklik
Üretim açısından esneklik değişik müşteri taleplerinin zamanında ve en düşük maliyetle karşılanmasını ifade eder. Bir işletme değişik müşteri tercihlerini ne kadar hızlı karşılıyorsa üretimde o kadar esnektir. Esneklik bir işletmenin hızlı ve düşük maliyetle, bir ürün veya hizmetin üretiminden diğer bir ürün veya hizmetin üretimine geçme kabiliyetinin de göstergesidir. Örneğin manuel vites kutusu üretilen bir hat, kısa bir zamanda otomatik vites kutusu üretecek duruma getirilebiliyorsa, bu hattın esnekliğinin yüksek olduğu söylenebilir. Üretim esnekliği yüksek olan bir işletme çok farklı müşteri taleplerini fazla maliyete girmeden karşılayacağından önemli bir rekabet avantajı elde edecektir. Esnekliğin rekabet avantajını nasıl etkilediği aşağıda açıklanmıştır.
a. Esneklik değişik ürünleri üretebilme kabiliyeti olduğundan, işletme geniş bir müşteri kitlesine hitap edebilecektir.
b. Esneklik aynı zamanda bir ürün veya hizmetin üretiminden diğer bir ürün veya hizmetin üretimine hızlı bir şekilde geçmeyi ifade ettiğinden, farklı tercihleri olan müşterilerin istekleri zamanında karşılanabilecektir. Bir müşteri için en önemli husus ihtiyacı olan hizmet veya ürünü zamanında temin edebilmektir. Esneklik bunu sağlayacak en önemli unsurdur.
c. Üretim tezgahlarının hazırlık süreleri (bir ürünün üretiminden diğer bir ürünün üretimine geçmek için yapılması gereken değişiklerin süresi) kısalacağından imalat maliyetleri düşecek ve bir maliyet avantajı da doğacaktır.
d. Piyasada müşteri tercihlerinde ani bir değişiklik meydana geldiğinde, esnek bir sistem yeni ürünlerin üretimine kolaylıkla uyum sağlar. Bu nedenle esnek bir üretim sistemine sahip işletme için tesis ve tezgahların yeni ürünlerin üretimi amacıyla yeniden tasarlanma maliyeti asgari düzeyde olur.
3. Miktar ve Zaman
İşletmelere rekabet üstünlüğü sağlayan diğer bir unsur büyük miktardaki bir siparişin kısa sürede karşılanabilmesidir. Çeşitli nedenlerle bazı müşteriler kısa süre içinde çok büyük miktarda ürüne veya yüksek kapasiteli bir hizmete (örneğin 3000 kişiye bir parti vermek) ihtiyaç duyarlar. Bazı işletmeler bu büyüklükteki bir siparişi ancak çok uzun bir sürede yerine getirebilecek kabiliyettedirler. Bu siparişi istenen sürede yerine getirebilen işletmeler ise büyük bir rekabet gücüne sahip olurlar. Belki tek bir işletme bu miktardaki bir siparişi yerine getiremeyebilir. Ancak aynı ürünü üreten veya aynı hizmeti sunan işletmeler bir araya gelerek böyle bir siparişi zamanında karşılayabilirler. Özelikle yurt dışından yapılan bu tür tekliflerde Türkiye’deki firmaların bir araya gelerek söz konusu siparişi istenen sürede karşılaması ülkemize önemli bir rekabet avantajı kazandırır.
4. Kalite
Tüketicilerin en önemli önceliklerinden birisi kalitedir. Hiçbir tüketici kaliteden vazgeçmek istemez. Eskiden yüksek kalitenin ancak yüksek maliyetle elde edilebileceği yönünde bir inanış vardı. Ancak son yıllardaki teknolojik gelişmeler yüksek kalitenin aynı maliyetle hatta daha düşük bir maliyetle gerçekleşebileceğini göstermiştir. Günümüzde geniş bir müşteri kitlesine hitap edebilmenin ilk koşulu yüksek kaliteli ürünleri düşük maliyetle üretebilmek veya bir diğer değişle kalitesizlik maliyetini en aza indirmektir. Bunu başarmak için ileri teknolojiyi kullanan ürün ve üretim teknolojilerinden yararlanmak gereklidir. Ürün teknolojisi ürünün özellikleri ile ilgilidir, üretim teknolojisi ise ürünlerin ortaya çıkarılması, başka bir ifade ile üretimi ile ilgilidir. Sabit telefonlardan mobil telefonlara (cep telefonlarına) geçiş ürün teknolojisine, kaynağın robotlar tarafından yapılması ise üretim teknolojisine verilebilecek örneklerdir.
Yüksek kalite düşük maliyetin bir şartı ileri ürün ve üretim teknolojisi ise diğer şartı da iyi kalite yönetimi ve maliyet kontrolüdür. İleri teknoloji bir sonraki kısımda, maliyet kontrolü ise daha sonraki kısımda ele alınacaktır.
5. Üretimde Bilgisayar ve Bilişim Teknolojilerinden Yararlanılması
Bilgisayarların imalat ve hizmet işlemlerinde kullanılması yeni değildir. Hemen hemen tüm muhasebe işlemleri uzun süredir bilgisayar destekli olarak yapılmaktadır. Bilgisayarlar yıllardır stok kontrolünde kullanılmaktadır. Oteller ve havayolları, rezervasyonlarını bilgisayar yardımıyla kontrol etmektedirler. Bilgisayarlar kağıt imalatı ve petrol rafinerilerinde, üretim sürecinin kontrolü için yıllardır kullanılmaktadır. Ancak günümüzde işletmeler esnekliği sağlamak, büyük miktardaki bir siparişi kısa sürede yerine getirebilmek ve yüksek kaliteyi düşük maliyetle gerçekleştirmek için bilgisayar ve bilişim teknolojilerinden her alanda, geçmişe nazaran daha fazla miktarda yararlanmaktadırlar. Dolayısıyla bundan önceki kısımlarda bahsedilen rekabet faktörlerinin sağlanması ancak uygun bilgisayar ve bilişim teknolojisinin kullanılması ile mümkündür.
Bu amaçla kullanılan bilgi teknolojilerinden birisi Bilgisayar Destekli Tasarım (CAD) dır. Bilgisayar destekli tasarım, geometrik modelleme ve teknik çizimlerde, tasarım analizlerinde (mühendislik hesapları) ve tasarımların sanal ortamda uygunluk ve kullanışlılık yönünden simülasyonlarında bilgisayarlardan yararlanılmasıdır. Bilgisayar destekli tasarım; tasarım kalitesinin yükselmesini, yeni ürün tasarım süresinin kısalmasını, tasarım maliyetlerinin düşmesini ve değişik ürünlerin etkili bir şekilde tasarlanmasını sağlar. Böylece işletmeler değişik ürünleri çok kısa zamanda tasarlayıp tasarımların uygun olup olmadığını belirleyebilirler. Bu da işletmelere bir avantaj sağlar.
Diğer bir bilgisayar teknolojisi Bilgisayar Destekli İmalat (CAM) dır. Bilgisayar Destekli İmalat, tüm imalat işlemlerinin (kesme, talaşlı imalat vb.) birbirine bilgisayarlarla bağlı nümerik kontrollü tezgahlarda (bilgisayarlı çalışan) yapıldığı ve tüm imalat sürecinin bilgisayar yardımıyla takip ve kontrol edildiği imalat yöntemidir. Bu yöntemde yarı mamuller tezgahlar arasında otomatik olarak taşınır, imal edilen parçaların kalite kontrolü bilgisayar yardımıyla yapılır. Bilgisayar destekli imalat, bilgisayar destekli tasarımla birlikte kullanılabilir. Bilgisayarda yapılan tasarım nümerik kontrollü tezgahın bilgisayarına yüklenir ve tezgahın bilgisayarı otomatik olarak parçanın tasarıma uygun olarak imalatını sağlar. Bilgisayar destekli imalat direkt işçilik maliyetlerini düşürür, kaliteli üretimi sağlar, malzeme taşıma maliyetlerini azaltır ve imalat süresini kısaltır.
Bir diğer bilgi teknolojisi Bilgisayar Destekli Süreç Plânlaması (CAPP) dır. Bu sistem bir ürünün üretilmesi için gerekli olan süreçlerin bilgisayar yardımıyla plânlamasıdır. Bu sistem yardımıyla süreç plânlaması gibi karmaşık bir işlem kısa sürede, düşük maliyetle ve asgari hata ile yerine getirilebilir.
Grup Teknolojisi de üretimde kullanılan yeni yaklaşımlardandır. Bu yaklaşımda aynı işlemlerden geçen, benzer şekil veya boyuttaki parçalar bir parça grubu olarak birleştirilerek birlikte imal edilirler. Bir defada bir parça grubu imal edildiğinden tezgah hazırlık sürelerinden önemli oranda tasarruf sağlanır.
Üretimde kullanılan teknolojik yaklaşımlardan bir diğeri de Hücresel İmalattır. Bu yaklaşımda imalat tesisi (fabrika) kesme, kaynak, talaşlı imalat gibi değişik birimlerden değil, fakat bir parça veya parça grubunu imal edecek tüm ekipmanı ihtiva eden hücrelerden oluşur. Örneğin bir X parçası kesme, kaynak ve talaşlı imalat işlemlerinden geçiyorsa, hücre bu işlemleri yapacak ekipmandan oluşur. Böylece, yarı mamul stokları hemen hemen ortadan kaldırılır, malzeme taşıma maliyetleri asgariye indirilir ve ekipmanın kontrolü daha etkin olarak yapılabilir. Hücresel imalat grup teknolojisi ile birlikte kullanıldığında oldukça faydalıdır.
İmalatta kullanılan en ileri bilgisayar teknolojisi Esnek İmalat Sistemleri (FMS) dir. Sistem değişik iş istasyonlarını, otomatik malzeme naklini (hammadde deposundan tezgahlara, bir tezgahtan diğer tezgaha ve son işlemden mamul deposuna), otomatik süreç planlamasını, tezgahların bir parça üretiminden diğer parça üretimine geçmek için otomatik olarak hazırlanmasını ve bilgisayar destekli kalite kontrolünü kapsar. Diğer bir ifade ile esnek üretim sistemleri, bilgisayar destekli tasarımın, bilgisayar destekli süreç plânlamasının, bilgisayar destekli imalatın birleştirildiği ve tüm imalat işlemlerinin bilgisayar destekli olarak kontrol edildiği en gelişmiş üretim teknolojisidir. Esnek imalat sistemleri, teslim süresi ve stok gereksinimlerini azaltarak çok çeşitli ürünlerin üretilmesini, değişik ürün tasarımlarının kısa sürede yapılarak ürünlerin hayata geçirilmesini ve ürün kalitesinin yüksek olmasını sağlar.
Bilgisayar teknolojisi sadece imalatta değil hizmet üretiminde de kullanılmaktadır. Bir restoranda garsonlar tarafından alınan siparişlerin bilgisayar yardımıyla mutfağa iletilmesi, hesapların bilgisayardan alınması; bir otelde tüm rezervasyon ve hesap işlemlerinin bilgisayar ortamında yapılması bunlara verilebilecek örneklerdir.
Bilgisayar destekli üretim sistemlerinin ilk yatırım maliyetleri oldukça yüksektir. Bu yatırımlar yapıldıktan sonra plânlanan satış hacmine ulaşılamaması faaliyet kaldıracı etkisinden dolayı işletmeleri zor duruma sokabilir. Bu nedenle ileri teknoloji yatırımlarına karar verilirken çok iyi bilimsel analizler yapılmalıdır.
6. Tedarik Zinciri Yönetimi
Yukarıda da incelendiği gibi, düşük enflasyon ortamında işletmeler rekabet güçlerini korumak için ürün geliştirme ve teslim sürelerini kısaltmalı, kaliteyi artırmalı ve maliyetlerini düşürmelidir. Yeni dönemin tüm bu talepleri işletmenin değişik birimlerinin birbirinden ayrı çabaları ile yerine getirilemez. Bu taleplerin karşılanması işletmenin değişik birimlerinin ortak çabası ile mümkündür. Rekabetin arttığı bir ortamda işletmeler yukarıda söz edilen modern üretim yöntemlerini benimsemek durumundadırlar. Bu üretim yöntemlerinin etkin bir şekilde uygulanması ürün tedarik zincirindeki malzeme akışının kesintisiz olarak sağlanmasına bağlıdır. Bu nedenle tedarik zinciri yönetimi son yıllarda önemli bir unsur olarak ortaya çıkmıştır. Tedarik zinciri, işletmenin satın alma bölümünden lojistik bölümüne kadar bir çok bölümünü ilgilendirir. Tedarik zinciri yönetimi, işletmenin tedarik zincirini etkin ve müşteriyi tatmin edecek bir şekle dönüştürmesini ifade eder. Burada tedarik zincirinin bir bütün olarak etkinliği, ayrı ayrı bölümlerin bireysel etkinliklerinden daha önemlidir.
Hammadde ve yarı mamul tedarik maliyetleri imalat işletmelerinde önemli bir unsurdur. Bu maliyetleri etkin bir şekilde kontrol edebilmek için işletmeler, oldukça esnek tedarikçi ağları oluşturmalı ve bunları korumalıdır. Böylece, müşteri taleplerine kısa sürede cevap verebilmek için ihtiyaç duyulan hammadde ve yarı mamuller kısa sürede, en uygun tedarikçiden, en uygun fiyatla temin edilebilir. Bunun sağlanması sadece uygun bir tedarikçi ağının oluşturulmasına değil, fakat talep tahminlerinin, teslim plânlarının, üretim plânlarının ve çizelgelerinin bu tedarikçilerle sıkı koordinesine ve etkili bilgi alışverişine de bağlıdır. Tedarikçilerle sağlanacak bu iletişim ve koordinasyon, son müşterinin talebine uygun sürede cevap verebilmek için gerekli hammadde ve yarı mamullerin teminindeki değişkenliğin azaltılmasını sağlar. Bu noktada e-tedarik önem kazanmaktadır. E-tedarik; ihtiyaç tespiti, fiyat analizleri, tedarikçi seçimi, teklif verilmesi, tedarikçi ile müzakere ve anlaşma dahil temel tedarik işlemlerinin web tabanlı teknolojiler ve değişik analitik araçlar kullanılarak yerine getirilmesidir. Tedarikçi yönetimi yanında lojistik yönetimi de önemli bir unsurdur. Bu nedenle işletmeler taşıma ve depolama gibi faaliyetlerine de özel önem vermeli, tedarikçi ağları gibi lojistik kaynak (taşıma firmaları vb.) ağları da oluşturup bunlarla web tabanlı teknolojiler vasıtasıyla iletişim kurabilmelidirler.
Etkin bir tedarik zinciri yönetiminin sonucunda müşterilerin talep ettikleri ürünler daha kısa zamanda, istenen özelliklerde, istenen yere, uygun bir maliyetle teslim edilebilir. Bu da işletmelerin rekabet güçlerini olumlu yönde etkiler.
7. Maliyet Kontrolü
Enflasyonsuz ortamda fiyatlar rahat bir şekilde artırılamayacağından, kârlılığı artırmanın yolu maliyetleri etkin bir şekilde kontrol etmekten geçer. Bu amaçla işletmeler uygun bir yönetim kontrol sistemi tesis etmelidirler. İyi bir yönetim kontrol sistemi aşağıdaki üç unsurdan oluşur.
a. Bütçeleme : İşletmenin hedefleri ile uyumlu olarak, gelecek dönem için satış geliri, maliyetleri ve kârı plânlanarak bütçelenmelidir.
b. Performans Ölçümü : Bu aşamada, işletmenin dönem boyunca gerçekleştirdiği faaliyetlerinin sonucu sorumluluk merkezleri bazında ölçülür. Bir sorumluluk merkezi gelir veya maliyetten sorumlu olan işletme birimidir. Örneğin, pazarlama bölümü satış gelirinden sorumludur, değişik imalat bölümleri (kesme, talaşlı imalat, montaj, boya vb.) imalat maliyetlerinden sorumludur. Bütçeler sorumluluk merkezleri esas alınarak hazırlanmalı, gerçekleşen gelir ve maliyetler de sorumluluk merkezi esaslı belirlenmelidir.
c. Analiz ve Değerlendirme : Bu aşamada bütçelenen verilerle gerçekleşen veriler kıyaslanmalı, aradaki sapmalar belirlenmeli, sapmaların nedenleri araştırılmalı ve sorumluluk merkezi yöneticilerinden sapmalarla ilgili açıklama talep edilmelidir.
Buradaki en önemli husus bütçelerin gerçekçi bir şekilde ve sorumluluk merkezi yöneticilerinin katkısı ile hazırlanmasıdır. Sapmalar da mutlaka kontrol edilebilen ve kontrol edilemeyen sapmalar olarak ikiye ayrılmalı ve yöneticiler sadece kontrol edilebilen sapmalardan sorumlu tutulmalıdır. Örneğin satışlar artarken firmanın pazar payı düşebilir. Burada satışların artması pazarın büyümesinden kaynaklanabilir. Ancak büyüyen pazarda, firma satışlarının bir miktarını rakiplerine kaptırmış ve pazar payı gerilemiş olabilir. Pazar payının gerilemesinden, pazarlama yöneticisi sorumlu tutulmalıdır. Yapılacak bir sapma analizi bu şekildeki faydalı bilgileri sağlayacak nitelikte olmalıdır. İmalat maliyetlerinin yükselmesi kaynakların etkin kullanılamamasından (israf vb.) veya kaynaklara plânlanandan fazla fiyat ödenmesinden kaynaklanabilir. Bir sapma analizi, bütçelenen ve gerçekleşen veriler arasındaki farkı fiyat ve etkinlik sapmalarına ayırmalı, fiyat sapmasından satın alma veya insan kaynakları (ücretler için) bölümlerini sorumlu tutmalı, etkinlik sapmasından ise ilgili üretim birimini sorumlu tutmalıdır.
Bu şekildeki bir mali yönetim kontrol sisteminin varlığı, işletmenin ilgili bölümlerini daha etkili (müşteriye ulaşma, müşteri isteklerini belirleme, satışları artırma vb.) ve daha etkin (israfı önleme vb.) çalışmaya zorlar.
Enflasyonsuz ortamda kontrol edilmesi gereken maliyetlerden birisi de stok maliyetleridir. Enflasyonist ortamda hammadde ve mamul stokları işletmelere bir avantaj sağlayabilir. Burada stok bulundurmanın faydası maliyetin üzerinde olabilir. Ancak fiyat istikrarının bulunduğu bir ortamda stoktan kazanma söz konusu değildir. Bu nedenle stok maliyetleri bir yük oluşturur. Stok maliyetlerinden kurtulmak için tam zamanında üretim (just-in time) gibi yöntemlerin kullanılması gerekir. Burada hammaddeler ihtiyaç duyulan zamanda doğrudan imalat tesisine gelmelidir. Aynı şekilde mamuller de stoka alınmadan doğrudan müşteriye ulaştırılmalıdır. Bu da tedarikçilerle ve müşterilerle etkili bir haberleşmeyi gerektirir. Her iki durum da ayrıca, etkin bir tedarik zinciri yönetimini gerekli kılar. Bu amaçla, daha önceki kısımda da incelendiği gibi, bilgisayar destekli ihtiyaç bildirme (sipariş) sistemleri tesis edilmeli, imalat süreleri ile ulaşım süreleri çok az bir hata ile bilinmelidir. İmalat ve ulaşım sürelerinin az bir hata ile belirlenmesi de yine bilgisayar teknolojisinden yararlanılması ile mümkündür.



