DÜŞÜK ENFLASYON ORTAMINDA İŞLETME YÖNETİMİ

By Ramazan AKTAŞ - Pts May 26, 6:30 am

Fiyatlar genel seviyesindeki sürekli bir artış enflasyon olarak tanımlanabilir. Enflasyonun ekonomi üzerinde bir çok etkisi bulunmaktadır. İkinci Dünya Savaşından sonra, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde uygulanan talep artırıcı politikalar sonucunda, toplam talep ve üretimle birlikte enflasyon da artmıştır. Ancak söz konusu yıllarda enflasyon bir sorun olarak görülmemiştir. Enflasyonla birlikte büyüme de gerçekleştiğinden, enflasyonun büyümeyi olumlu etkilediği yönünde görüşler ortaya atılmıştır.

1970’lerden başlayarak enflasyon bir sorun olarak algılanmaya başlanmıştır. Çünkü, birçok ülkede yüksek enflasyonla birlikte küçülme de yaşanmış ve böylece enflasyonun büyümeyi pozitif yönde etkilediği şeklindeki görüşler tartışılmaya başlanmıştır. 1980’li yıllarda, Latin Amerika ülkelerinde görülen hiperenflasyonlar söz konusu ülkeleri istikrarsızlığa itmiş ve büyümelerini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu gelişmeler, enflasyonun büyümeyi olumsuz yönde etkilediği yönündeki görüşleri desteklemiştir. Enflasyon oranının yüksek ve istikrarsız olduğu bir ekonomide ortaya çıkan belirsizlikler sonucunda sabit getirili her türlü yatırımın reel getirisinin de belirsiz olacağı muhakkaktır. Ortaya çıkan bu belirsizlik bireylerin ve firmaların uzun vadeli plânlar yapmasını zorlaştırmakta, herkes kısa vadeli düşünmekte ve bunun sonucunda da getirileri uzun vadede elde edilecek yatırımlardan kaçınılmaktadır. Yatırımların borçlanma yolu ile finanse edildiği bir ortamda enflasyondaki dalgalanmaların yol açtığı risk primi yatırım maliyetlerini artırmakta, bu da yatırım kararlarını olumsuz yönde etkilemektedir. “Net Bugünkü Değer” analizi ile yatırım kararı alan firmaların enflasyondaki dalgalanmalara bağlı olarak faiz dalgalanmaları ile karşı karşıya kalmaları da yatırım kararlarının ertelenmesine yol açan bir diğer unsurdur. Yatırımların, gerek kısa vadeli düşünme gerekse sermaye maliyetinin yüksek olması nedeniyle, azalması ekonomik büyümeyi de olumsuz yönde etkilemektedir. Enflasyonun büyüme üzerindeki olumsuz etkisini göstermeye yönelik bir diğer olgu da yüksek enflasyon ortamında finansal yatırımların getirilerinin ana faaliyetlerden sağlanan getirilerden daha yüksek olmasıdır. Finansal yatırımların getirilerinin yüksek olduğu bir ekonomide, ekonomik birimler kaynaklarını üretim ve Ar-Ge faaliyetleri yerine finansal yatırımlara yöneltmektedir. Bu durum uzun dönemli büyüme potansiyelini sınırlandırıcı bir etkiye sebep olmaktadır.

Sonuç olarak ekonomi yazınında; büyüme ve enflasyon arasındaki ilişki farklı dönemlerde farklı şekilde algılanmıştır. Günümüzde kabul gören genel görüşe göre yüksek enflasyon kısa vadede olumlu olarak algılanmakla beraber, orta ve uzun dönemde büyüme üzerindeki etkisinin olumsuz yönde olduğu kabul edilmektedir. Bu görüş, Türkiye’de yaklaşık 20 yıldır gözlenen yüksek ve dalgalı enflasyon ile ortaya çıkan belirsizlikler sonucunda yatırımların ve büyümenin olumsuz etkilenmesi ile de desteklenmektedir. Ekonomide büyüme potansiyelinin artırılması yüksek ve dalgalı enflasyonun yarattığı orta ve uzun dönemli belirsizliklerin ortadan kaldırılmasına bağlıdır.

İşletmeler bir çok yönden içinde bulunulan ekonomik ortamdan etkilenirler. İşletmenin dış çevresindeki tüm koşullar makro ekonomik dinamiklerin etkisi altındadır. Şüphesiz ki fiyat istikrarının kalıcı olduğu düşük enflasyon ortamındaki işletme davranışları ile fiyat istikrarının bulunmadığı yüksek enflasyon ortamındaki işletme davranışları birbirinden farklı olacaktır. Yüksek enflasyonun işletmeler üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkileri bulunmaktadır. Enflasyonun işletmeler üzerindeki olumsuz etkileri aşağıdaki gibi özetlenebilir.

a. Enflasyon işletmeler için belirsizliktir. Fiyat istikrarının bulunmadığı yüksek enflasyon dönemlerinde işletmeler, istikrarsızlıktan kaynaklanan belirsizlik nedeniyle uzun dönemli plânlama yapamazlar. İşletmeler finansal yatırımlardan sağlanan yüksek ve risksiz faiz kazançları nedeniyle fonlarını uzun dönemli yatırımlara bağlamak istemezler. Bu durum işletmelerin rekabet güçlerini ve gelişme potansiyellerini olumsuz yönde etkiler.

b. Enflasyon arttıkça nominal faiz artar, buna bağlı olarak belirsizlikten kaynaklanan risk priminin de yükselmesi nedeniyle, işletmelerin sermaye maliyetinin yükselmesi işletmeleri yatırım yapmaktan alıkoyar.

c. Enflasyon işletme sermayesi ihtiyacını sürekli artırır. İşletmeler günlük faaliyetlerini (işçi ücretlerini ödemek, hammadde maliyetlerini karşılamak, enerji giderlerini ödemek vb.) yürütebilmek için işletme sermayesine ihtiyaç duyarlar. Yüksek enflasyon ortamında fiyatlar devamlı olarak arttığından, işletmeler faaliyet hacimlerini korumak için daha fazla işletme sermayesine gerek duyarlar.

d. Enflasyon işletmelerde fiktif (gerçekte olmayan) kârlar yaratır. Firmalar gerçekte kârlı olmadıkları halde enflasyonist ortamda kârlı gözükürler. Enflasyon muhasebesinin uygulanmadığı durumda fiktif kârlar gerçek kâr gibi görülür ve işletmeler fiktif kârları üzerinden vergilendirilirler.

Yüksek enflasyonun bu olumsuz etkileri yanında, işletmeler açısından bazı olumlu etkileri de vardır. Bu olumlu etkiler aşağıda sıralanmıştır.

a. İşletmeler yüksek enflasyon dönemlerinde fazla sıkıntıya girmeden fiyatlarını artırabilirler. Çünkü fiyat istikrarının bulunmadığı ve fiyatların yükselmesinin sıradan bir olay olarak algılandığı dönemlerde, fiyat artışları fazla dikkat çekmez. Tüketiciler fiyat artışlarına karşı duyarlıklarını kaybedebilirler. Tüketiciler, bir ürün veya hizmetin fiyatının artmasının genel fiyat artışından mı, yoksa ürüne ait özelliklerden mi kaynaklandığını tam olarak ayırt edemezler. Bu nedenle fiyatların artması işletmenin sunduğu ürün ve hizmetlere olan talebi fazla etkilemeyebilir.

b. Yüksek enflasyon dönemlerinde işletmelerin verimliliği ve etkinliği bir sorun teşkil etmez. Diğer yandan yüksek enflasyon dönemlerinde maliyet kontrolü de fazla önemli değildir. Çünkü işletmeler fiyatlarını zorlanmadan artırabildiklerinden, verimsizlik ve etkin çalışmamaktan kaynaklanan maliyet artışlarını rahatlıkla fiyatlarına yansıtabilirler.

c. Yüksek enflasyon dönemlerinde bazı işletmelerin faaliyet dışı kârlarında artış görülebilir. Yüksek reel faizler nedeniyle işletmeler ana faaliyetlerinden kâr etmeseler bile, finansal yatırımlarından yüksek kâr elde edebilme olanağına sahip olabilirler. Bu durum işletmeleri ana faaliyetleri dışında faaliyette bulunmalarına neden olur.

İşletmeler yüksek enflasyondan kalıcı ve düşük enflasyona geçilmesi durumunda, yüksek enflasyonun yukarıda belirtilen olumlu ve olumsuz etkileriyle karşılaşmayacaklarından, davranışlarını değiştirmek durumunda kalacaklardır. Her şeyden evvel düşük enflasyon ortamı beraberinde istikrarın ve belirliliğin artmasını getirecek, geleceğe yönelik belirsizlikler büyük ölçüde ortadan kalkacaktır. Bunun sonucu olarak; teknik, taktik ve stratejik olarak adlandırılan işletme kararları karakteristiğinde de büyük değişiklikler olacaktır. Düşük enflasyon oranları ve beraberinde piyasaya gelen güven ve istikrar, uzun vadeli kararlar olarak da tanımlanan stratejik kararları kısmen yapısallığa büründürecek olup, bunların kısmen de programlanabilmesini sağlayabilecektir. Böylece işletmeler uzun dönemli plânlar ve programlar geliştirebilecek ve gerçekçi bütçeler hazırlayabilecektir. Bu nedenle enflasyonsuz ortamda işletmelerimiz uzun dönemli plânlama yapmaya hazırlıklı olmalıdır. Aksi halde rekabet avantajları önemli ölçüde azalacak ve varlıkları tehlikeye girecektir.

Düşük enflasyon ortamında işletmelerin davranışlarını ne şekilde etkiyeceğini ve işletmelerin bu duruma uyum sağlamak ve varlıklarını devam ettirmek için ne tür tedbirler almaları gerektiğini temel işletme fonksiyonları kapsamında incelemek yararlı olacaktır. Burada ele alınacak temel fonksiyonlar; pazarlama, üretim, finansman ve insan kaynaklarıdır.

Cevap bırak.