MUHASEBE STANDARTLARI VE YÖNETİŞİM
By Ramazan AKTAŞ - Pts May 05, 6:10 am

Yönetişim, muhasebe ya da şirket skandalları ile birlikte önem kazanan ve bu yüzden günümüzde, finans ve muhasebe alanlarının en fazla dikkati çeken konulardan birisi haline gelmiştir. Şirket ortakları dahil, tüm menfaat sahiplerinin haklarının korunmasını ve bu çerçevede söz konusu menfaat grupları arasındaki ilişkilerin kurallarının düzenlenmesini hedefleyen bir yaklaşım olan yönetişim eşitlik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk kavramlarına dayalı olarak da açıklanmaktadır. Her ne kadar şeffaflık ve kamuoyunu bilgilendirme aynı anlamda kullanılan kavramlar olarak kullanılmakla beraber, ikisi aynı şey değildir. Şeffaflık firmanın maruz kaldığı riskler hakkında paydaşların gerçekçi değerlendirme yapmasına olanak sağlamak demektir. Bu yüzden, şeffaflığı iyileştirmekteki amaç kamuoyunu bilgilendirme amacının ötesinde bir anlam taşımaktadır. Şeffaflık piyasa katılımcılarına sadece gerekli olan bilgiyi sağlamakla kalmaz, bunun ötesinde bilginin anlamlı biçimde kullanılmasını olanaklı kılar. Şeffaflık, bu anlamı itibariyle, yukarıdaki yönetişim kavramları içerisinde muhasebe standartları ile yönetişim arasındaki ilişkiyi açıklamada yararlanılabilecek ilk ve en önemli kavramdır. Bilginin erişilebilir, ilgili, nitelikli ve güvenilir olmasını ifade eden şeffaflık, ancak, kabul edilmiş muhasebe standartlarının uygulanması ve bu standartlara uyum ile sağlanabilir.
Yönetişim (kurumsal yönetim) kavramının özellikle son yıllarda daha fazla önem kazandığını söylemek yanlış olmasa gerekir. Yönetişim kavramının toplumun her kesiminin ilgilendiği bir konu haline gelmesinin temel nedeni, herhalde, şirketlerin yönetiminde gözlemlenen suistimaller ile bunun sonucu ortaya çıkan mali başarısızlıklardır. ABD’de meydana gelen Enron, WorldCom, Andersen, Adelphia, Xerox, Tyco, Global Crossing şirket ya da muhasebe skandalları ile yakınlarda İtalya’da vuku bulan Parmalat skandalı, yönetişim ve muhasebe standartları etkileşiminin sadece az gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ekonomilerinin değil gelişmiş piyasa ekonomilerinin de ilgi alanı olmaya devam edeceğini göstermiştir. Özellikle Enron ve WorldCom’un dış denetçisinin de Arthur Andersen firması olması bu konuşmanın konusunu daha ilgi çekici hale getirmektedir.
Piyasa ekonomisinin ve piyasa disiplininin örnek gösterildiği ülkelerde son yıllarda yaşanan muhasebe skandalları bu alanda gelişmiş ülkeler için bile daha yapılması gereken çok şeyin olduğunu ortaya koymuştur(Holmstrom- Kaplan, 2003). Üstelik bu muhasebe skandallarının devasa büyüklükteki firmalarda ortaya çıkması konunun önemini daha da artırmaktadır. Ayrıca, gelişmekte olan ekonomiler ve gelişen piyasalarda yaşanan finansal krizler de yönetişim konusunun gazetelerin baş sayfasına taşınmasında önemli rol oynamıştır. Yönetişim anlayışının gelişmemesi ve iyi işlememesi ve bu yetersizliğin sonucunda küçük ortakların zamanında yeterli ve doğru bilgiye ulaşamamaları ve dolandırılmaları finansal krizin büyümesine ve yatırımcıların sermaye piyasalarından uzaklaşıp krizin uzamasına neden olmuştur(Şehirli, 1999: 11-12). Bu yüzden, son zamanlarda gerçekleştirilen bir çok ulusal ve uluslararası forumda yönetişim konusuna büyük önem verilmektedir.
Eşitlik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk kavramlarını içeren yönetişim uygulamaları şirketlere düşük sermaye maliyeti, finansman imkanları ile likiditede artış, krizleri kolay atlatabilme ve sermaye piyasasından dışlanmama gibi faydalar sunmakta iken ülke açısından ülke imajının iyileşmesi, sermayenin yurt dışına kaçışının önlenmesi, yabancı sermaye yatırımlarının artması, ekonominin ve sermaye piyasalarının rekabet gücünün artması, krizlerin daha az zararla atlatılması, kaynakların daha etkin kullanılması, refahın artırılması ve sürdürülmesi gibi önemli katkılar sağlayabilmektedir. Yönetişim boyutlarından birisi olan şeffaflık kavramı yönetişim ile muhasebe standartları arasındaki bağı da oluşturmaktadır. Şirketle ilgili örneğin, mali tablolar gibi konularda kamuoyuna nitelikli ve güvenilir bilginin zamanında kolayca erişiminin sağlanması yönetişim ilkeleri açısından hayati önem arz etmektedir. Çünkü finansal tablolar şirketler ile finansal piyasalar arasında bir köprü görevi görmektedir. Şeffaf, güvenilir ve karşılaştırılabilir bilgi, paydaşların doğru zamanda doğru karar vermelerine yardımcı olmaktadır. Bu tür bilgi de ancak, kabul edilmiş standartların uygulanması ve bu standartlara uyumun sağlanması ile mümkündür.
Holmstrom, Bengt ve Steven N. Kaplan, “The State of U.S. Corporate Governance: What’s Right and What’s Wrong?”, European Corporate Governance Institute Working Paper Series in Finance, 23/2003, September, 2003.
Şehirli, Kübra, Kurumsal Şirket Yönetimi, SPK Yeterlik Etüdü, 1999.



